DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 24°C
Gök Gürültülü

ZAFER YOLU

29.08.2020

Birinci Dünya Savaşını Osmanlı’nın kaybetmesinin ardından güvenlik nedenleri gösterilerek Trakya,
Batı Anadolu, Güneydoğu Anadolu işgal edildi. Milli mücadeleyi başlatan beş kurmayımız Mustafa
Kemal Atatürk, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Rauf Orbay ile bu duruma karşı çıkıldı.
Sonradan arlarına Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü başta olmak üzere nice kuvvetli ve tecrübeli
kurmaylar katıldı.

Kazım Karabekir hatıralarında başlatılan milli mücadelenin dünyada asi bir hareket olarak
anlaşılmaması ve atılan her adımın meşru olması için Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti isminde
birleştiklerini anlatır. İsmi bile ne kadar güzel, bir hukuk müdafaası verilmekte. Yapılan kongreler,
alınan kararlar, Türklerin kurduğu müdafaa cemiyetlerinin birleştirilmesi süreci bugünkü Türkiye
Millet Meclisi’nin doğmasına ve mili mücadelenin mecliste meşru yollarla yapılmasına zemin
hazırladı.

Meclis, misak-ı milli sınırları içerisinde vatanın bölünmez bir bütün olarak kabul edilmesini ve
işgallerin durdurularak bir barış antlaşmasının yapılması için diretiyordu. Birinci Dünya Savaşının
kazanan devletleri bu istekleri küçük görerek Sevr antlaşmasını dayatmaktaydı. Milli meclisin Sevr
antlaşmasını kabul etmemekte ısrarını, Yunan işgal kuvvetleri kozunu kullanarak kırmak istediler;
ama Sakarya Meydan Muharebesinde Yunan işgal kuvvetlerinin irezil olmasını izlemekten öteye
geçemediler.

Zaferin ardından Anadolu’da açmaz bir düğüm meydana gelmişti. Batı Anadolu’da Yunan işgal
kuvvetlerinin kontrol ettiği bir Yunan devleti ve Anadolu’da milli meclisin kontrol ettiği bir Türk
devleti. Batılı devletler Türklerin bu düğüm içerisinde eriyip gideceğini düşündü.

Mustafa Kemal Atatürk bu bilmecenin askeri olarak çözüleceğini bilmekteydi. Bir yıl gibi kısa sürede
orduyu hazırlayarak taarruz edebilecek duruma getirdi. Savaş yapılmadan önce medenice bu işin
çözülmesi için Batı’ya yetkililer gönderildi; ama Batı dinlenmemekte ısrarcıydı. Biraz da Türklerin bu
bilinmezlik içerisinde yılacağını ve öyle ya da böyle Sevr’i kabul edeceklerine inanmışlardı. 26
Ağustos'ta Büyük Taarruz başlayınca o tatlı uykularından top sesleri ile uyandılar.

Yunan işgal kuvvetlerinin en güçlü savunma mevzilerine büyük bir balyoz indi! Cephe yarılarak
düşmanın etrafı sarıldı ve İzmir’e kaçmaları engellenerek yakalandıkları yerde imha edildiler.

Hukuk mücadelesi, Kurtuluş Savaşı boyunca sürdü. Son ana kadar işgallerin meşru olmadığını
haykırdı. Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra dünyada rüzgarlar milli meclisten yana esmekteydi artık.
Dünya şunu anlamıştı Anadolu’da ve Trakya’da meşru olmayan işgaller var Türkler kendi vatanlarını
bu gayri resmi duruma karşı hukuk yolu ile barışçıl çözümlerle dur dedi, biz dinelmedik ve canla başla
ülkelerini savundular.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.