DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 16°C
Parçalı Bulutlu

Tekerleme

29.11.2019

Bir varmış bir yokmuş. Aslında hiç yok aslında hep var, işte öyle bir çağ! Develer tellal değil, evet. Pireler berber değil ki zaten niye öyle bir şey yapsınlar. Dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Hayda beşik mi kaldı, azizim?

Tekerleme; hani böyle dilinin üstünden kelimeleri kaydırmak, yuvarlamak, teker yuvar döndürerek hem komik hem öğretici hem absürt maniler okumak. Pıtırık pıtrak, zigirik zugurak…

Kaybolduk kabul edelim. Uzun bir girizgah yazarken kaybolduk. Kaybolmak da normal aslında. Selam veren yok, selam alan yok, selam verilecek vakit yok, selam alınacak vakit yok, selam verilecek yer yok, selam alınacak yer yok.

Hadi baştan bir daha tekrarlayalım. Come on everybody! Bir varmış ikiden az biraz kalmış. Üç dördü düşünürken beşe kaçmış. Altı ile yedi pişti oynarken sekiz dokuza kızmış.

Sonbahar geldi. İnsanın şair olası geliyor. Hani ömrünün sonunu geldiğini gören secdeye varır ya onun gibi yazın bittiğini gören kaleme, kağıda, sosyal medya duvarlarına varıyor. Son dem, akşam pazarı buyruuuun! Gelen alır. İnsan ilişkilerde indirim başladı.

Yazdıklarım, yazacaklarımın teminatı olan girizgahtan sonra sizleri asıl konuyu konuşacağımız bölümde misafir edeyim. Neler oluyor bu dünyaya? Hani tahtası çıkmışsa çivi çaksak, vidası düşmüşse yerine vidalasak. Hayır! İlla her şey zıvanadan çıkacak ve öyle kalacak!

Yüz yüze bakmayı unuttuk. Yanımızdaki insanın yüzüne bakmayı, küçüklere masallar anlatmayı, sevdiğimize şiirler okumayı unuttuk. Gözümüz hep ekranlarda. Ekranda bir muhabbet dönüyor ve yanımızdaki insana o muhabbeti gösterme telaşındayız.

İnsan sevgilisini dövüyor! Eşi olur, görüştüğü insan olur, hani sevmek fiilini beraberce işlediği insanı dövüyor insan. Sonbaharı görünce sosyal medyasında şiir paylaşma telaşında olan, sevgilisini dövüyor. Zaten stajyer sevgililik ayağına flört diye bir şey çıkarttılar. Kim kimle, nerede, ne kadar süreyle sevgilicilik oynuyor belli değil. Hemen herhangi bir yerde, herhangi bir ekrana bakıp flörtleşebiliyor insan. Haliyle insanın, insanın yanına giderek saygı çerçevesi içinde huzur kaçırmadan yüz yüze konuşma özelliği köreliyor köreliyor ve sonunda tüy olup uçuyor. Ekranda şiddeti görüp, reklamda sucuk görmüş çocuk edasıyla canı çekiyor ve uygulamakta bir beis görmüyor. Söven sövene, döven dövene, öldüren öldürene!

Sokakta çocuklar koşuyor, yolu açın! Çocuklar birbirlerine YouTuber önerecek. Ekranla büyüyen çocuk bisikletini yarış arabası olarak düşlemekte zorlanıyor. YouTuberlar en iyi kankaları.

İnsan insanı dövüyor. “Niye bana baktın, niye bana çarptın, niye yol vermedin, geçen

gün niye böyleydin, bugün niye şöylesin…”

Hemen herkesin yüzünde bir gurur. Arkadaş, neyin gururu bu? Parmağınızda yüzük var diye mi, cebinizde araba anahtarı var diye mi, cüzdanınızda paranız var diye mi, diplomanızda unvan var diye mi?..

Ekranlarda tekerleniyoruz, hayatta yuvarlanıyoruz, insan içinde absürtleşiyoruz ve birbirimize acıyı, kederi öğretiyoruz.

Bir sabah, temizlik görevlisine gülümseyerek selam verdim “günaydın” dedim. “Af buyur ne dediğini anlayamadım” dedi…” Kulakları, sabah sabah sokaktan geçen namı kemalden günaydın duyma duymaya unutmuş. İçim acıdı. Ne diyebilirim ki günaydın derim, kolay gelsin derim, şu yazıyı yazmak için yürüdüğüm sokağı temiz yaptığın için teşekkür ederim derim. Ne diyebilirim ki? Günaydın dediğimi söyleyince gülümsedi o da günaydın dedi.

İnsana insanca davranmayanlar insanların kendilerine insanca davranmadığından şikayetçi. Günaydın, kolay gelsin, iyi günler, iyi akşamlar eksik olunca hayatımızda nezaketsizlik berkemal. Alış veriş yaparken çalışanlara güler yüz göstermeyenler, sipariş verirken garsona gülümsemeyenler; gün içerisinde kendilerinin yaptıkları gibi bir muameleyle baş başa kaldıklarında “hayvan!” diyerek hakaret ettiğini düşünüyorlar. Halbuki kapımın önüne bir kap su koyduğum kedi teşekkür mahiyetinde mırlayıp, kendini sevdiriyor ve gözlerimin içine bakıyor.

Gelelim hikayenin sonuna. Gökten üç elma düşsün. Biri bana; çok geç yazdım bu yazıyı, koca gün sokağı gözledim. Biri siz saygı değer okura, tatlı yiyelim tatlı konuşalım. Biri de ekrana bakan yanınızdakine. Belki kütle çekimini falan bulur, akıllanır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.