Dolar 32,8213
Euro 35,1529
Altın 2.446,67
BİST 10.771,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 30°C
Açık
Tekirdağ
30°C
Açık
Cts 30°C
Paz 30°C
Pts 31°C
Sal 30°C

SALA BİNDİRİLİP SELE VERİLEN TÜRKÇEMİZ

SALA BİNDİRİLİP SELE VERİLEN TÜRKÇEMİZ

Yavuz Bülent Bakiler külliyatından Sözün Doğrusu-1 ve Sözün Doğrusu-2 adlı çok güzel iki kitabı okudum ve okudukça Türkçemiz konusunda ne kadar da çok doğru bildiğimiz yanlışlarımız olduğunu, konuşurken ve yazarken ne kadar da çok bilip bilmeden hatalar yaptığımızı fark ettim. Bu kitaplardaki her bir başlık, başlı başına ayrı bir köşe yazısı olacak mahiyette ve gençlerimiz başta olmak üzere herkesin bu kitapları mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Türkçe, bizim varlık sebebimizdir. Dirliğimiz, birliğimiz, geçmişimiz, geleceğimiz, dilimize bağlı. Dilini unutan bir millet, kaybolmuşlar listesinde kupkuru bir isim olarak kalır.
Anadilimiz Türkçemiz ile ilgili bu önemli konularla ilgili en azından birkaç yazı kaleme almayı ve bu köşemizden siz değerli okuyucularımızla paylaşmayı arzu ediyorum.

Bu kitaplardan sonra tabii olarak Türkçemizin doğru kullanılması konusundaki dikkatim ve hassasiyetim daha da arttı. Okuduğum kitap ve gazetelerde, seyrettiğim haber bültenleri ve televizyon dizilerinde, spor programlarında, doğru veya yanlış olarak kullanılan kelimelere karşı daha fazla dikkat eder oldum. İşte bunlardan bir tanesine örnek olarak, geçenlerde seyrettiğim bir futbol maçı sonrası bir takımın teknik direktörünün, maçın ardından yapılan röportajda kullandığı yanlış bir ifade hemen dikkatimi çekti. Bu teknik direktörümüz maçı yorumlarken “oyunsal anlamda” diye bir ifade kullandı. “Oyunsal” kelimesi ne kadar da acayip, kulağı tırmalayan ve de yanlış bir kelime. “Oyun anlamında” şeklinde doğrusu ifade edildiğinde, istenilen meramı anlatmada yetersiz mi kalıyor ki, bu ”oyunsal” kelimesi tercih ediliyor.

Bir şair ve yazar olarak, Türkçemize ısrarla sokulmak istenen, olur olmaz yerde kullanılan bu “-sel” ve “-sal” ekleriyle türetilen kelimelere karşı hep soğuk ve mesafeli olmuşumdur. Neden mi? Çünkü tamamen Latin dilinden aldığımız şu -sel ve -sal ekleri bile, dilimizi şiddetle sarsmaya, bozmaya, çirkinleştirmeye devam ediyor. Şimdi uysun-uymasın, olsun-olmasın Türkçeleştirmek istediğimiz her kelimenin arkasına bu -sel ve -sal ekleri yapıştırılıyor. Sanki -sel ve -sal ekleri artık her kelimeyi Türkçeleştiren iki müthiş sihirbaz!

Yine çokça duyduğumuz ifadelerden biri “kültürel ve sanatsal faaliyetler”. Kültürel ve sanatsal faaliyetler de ne demek? Neden kültür ve sanat faaliyetleri değil de kültürel ve sanatsal faaliyetler? Önce kültürel ve sanatsal ifadesi doğruysa bizim futbol maçlarından “futbolsal maçlar”, güreş karşılaşmalarından “güreşsel karşılaşmalar”, at yarışlarından da “atsal yarışlar” diye bahsetmemiz lazım gelir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ama meramımızı ifade etme bakımından şimdilik yeterli olduğunu düşünüyorum.

Yavuz Bülent Bakiler’in ifadeleriyle “Önümüze konan bir tabak sütlaç üzerinde, kapkara iki sinek ölüsünün bulunması ne ise, güzelim Türkçemizdeki “-sel ve -sal” ekli çirkin kelimeler de işte odur efendim. Açın okuyun halk şiirlerini, halk masallarını, Dede Korkut Destanlarını!.. Hiçbirinde bu “-sel ve -sal” ucubeli kelimelerini göremeyeceksiniz.”

Prof. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’nun ifadesiyle, “Türkçemizi “-sal”a bindirdiler, “-sel”e verdiler!”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.