Dolar 48,8220
Euro 55,6354
Altın 6.731,01
BİST 13.251,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 19°C
Hafif Yağmurlu
Tekirdağ
19°C
Hafif Yağmurlu
Per 21°C
Cum 22°C
Cts 24°C
Paz 24°C

OPSİYONEL

21 Eylül 2026 10:54
A+
A-

OPSİYONEL

 

Bazı kelimeler vardır, sözlükte birkaç satırlık karşılığı bulunur ama hayatın içinde kocaman anlam taşır. “Opsiyonel” de onlardan biridir. İlk bakışta basit bir kelime gibi görünür: İsteğe bağlı, zorunlu olmayan, tercih edilebilir. Fakat insan ilişkilerine, dostluklara, siyasete, çalışma hayatına ve toplum düzenine baktığımızda bu kelimenin aslında ne kadar ağır bir anlam taşıdığını görürüz. Çünkü bazen insanın kendisi değil, varlığı opsiyonel hale getirilir.

 

Bugün seni ararlar, yarın unuturlar. Bugün yanında görünürler, yarın başka bir masada otururlar. Bugün söylediklerini alkışlarlar, yarın aynı sözleri söyleyen başka birinin peşinden giderler. İhtiyaçları bittiğinde ise “gereksiz” görürler. İşte insanın en çok canını sıkan da budur. Bir insanın hayatında “seçenek” olmak başka şeydir, “değer” olmak başka…

 

Opsiyonel olmak, çoğu zaman ikinci sıraya konulmaktır. Asıl tercih belli olduğu halde, yedekte tutulmaktır. Bir kapının tamamen kapanmaması için kenarda bekletilmektir. Aranmadığında aranmayan, çağrılmadığında gitmeyen, ihtiyaç duyulmadığında hatırlanmayan insanın kaderidir. bazen opsiyonel olmak. Oysa insan, kimsenin yedek lastiği değildir.

 

Dostluk dediğimiz şey, “işim düştüğünde ararım” anlayışıyla kurulmaz. Arkadaşlık, menfaat hesabı değildir. İnsan ilişkileri bir muhasebe defterine dönüştüğünde orada samimiyetten söz etmek zorlaşır. Bugün toplumun en büyük sorunlarından biri de belki budur: İnsanları oldukları gibi değil, bize sağladıkları fayda üzerinden değerlendirmek.

 

Siyasette ise “opsiyonel” kelimesinin anlamı daha da ilginçtir. Siyaset, ilkeler üzerine kurulmadığında insanlar da kolayca opsiyonel hale gelir. Dün omuz omuza yürüyenler bugün birbirlerine selam vermiyorsa, dün “vazgeçilmez” ilan edilenler bugün kapının dışında bırakılıyorsa, burada siyasetin değil, çıkar ilişkilerinin konuşulduğunu düşünmek gerekir. Siyasette bazı insanlar vardır; seçim zamanı hatırlanır. Bazıları vardır; seçim bitince unutulur. Bazıları vardır; ihtiyaç olduğunda kürsüye çağrılır, ihtiyaç bittiğinde çağrılmaz. Bazıları vardır; yıllarca emek verir ama bir gün gelir, kendisini bir kenara itilmiş bulur.

 

Sonra şöyle denir: “Şimdilik böyle uygun gördük.” İşte “opsiyonel” kelimesinin siyasetteki karşılığı tam olarak budur. Sen varsın ama yoksun. Emek vermişsin ama emeğin görünmüyor. Yıllarca çalışmışsın ama karar masasında yerin yok. İhtiyaç olduğunda aranıyorsun ama karar alınırken sana sorulmuyor. Bu durum yalnızca siyasetin değil, insan ilişkilerinin de acı gerçeğidir. Bazı insanlar siz yanlarında ister ama sizin fikrinizi istemez. Sizi kalabalıklarında görmek ister ama masalarında görmek istemez. Adınızı kullanmak ister ama sözünü duymak istemez. Fotoğraf karesinde yanlarında durmanızı ister ama karar mekanizmasına dahil etmez.

 

Çünkü onların istediği insan değil, görüntüdür. İşte burada insanın kendisine sorması gereken soru şudur: “Ben gerçekten değerlimiyim, yoksa sadece kullanışlı mıyım?” Bu sorunun cevabı kolay değildir. Çünkü insan, kendisine değer verilmediğini kabul etmek istemez. Yıllarca emek verdiği bir ilişkiden vazgeçmek kolay değildir. Yıllarca desteklediği bir insanın kendisini yalnızca bir seçenek olarak gördüğünü kabullenmek kolay değildir. Bir davaya gönül vermiş kişinin, o davanın içinde kendisine yalnızca ihtiyaç olduğunda yer açıldığını anlamsı ağırdır.

 

Fakat bazı gerçekler vardır ki geç öğrenilir ama öğrenildiğinde insanın hayatını değiştirir. Herkese yetişmek zorunda değilsin. Herkesi memnun etmek zorunda değilsin. Her çağrıldığın yere gitmek zorunda değilsin. Seni yalnızca ihtiyaç duyduğunda hatırlayan insanların ihtiyaçların karşılamak zorunda değilsin. Çünkü insanın kendisine duyduğu saygı, başkalarının ona verdiği değerden daha önemlidir. Bir insanın hayatında en büyük dönüm noktalarından biri, “Ben artık kimsenin opsiyonu olmayacağım” dediği andır. Birilerinin seni “opsiyonel” gördüğü gün, belki de sen kendi hayatının “birinci seçeneği” olmayı öğrenirsin.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.