DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 2°C
Çok Bulutlu

İNSAN

09.03.2020

Yeryüzünün halifesi!..Yaratılanların şâhı , en muhteşemi . Dört bölümlü hayat çizgisi ve bu çizginin içinde adımlarını atmaya , hedefine doğru yol almaya mecbur edilmiş canlı!..Bu da çocukluk , gençlik , olgunluk ve ihtiyarlık safhaları . Önce insan diyelim , sonra nasıllara dalalım :
Kur’an’a göre şöyle :
“ And olsun Biz , insanı süzülüp çıkarılmış çamurdan yarattık . Sonra onu emin ve sağlam bir rahimde sparma haline getirdik . Sonra sparmayı embriya yarattık, derken , o embriyaya bir çiğnem et parçası halinde yarattık derken , o et parçasına bir takım kemik yarattık da sonra o kemiklere bir et giydirdik . Sonra onu diğer bir yaratık olarak teşekkül ettirdik . Yapıp yaratılanların en güzeli olan Allah , pek yücedir .”(Mü’minun12-14)
Bu şekilde yaratılan insan , hiç düşünmeden , hikmetini araştırmadan çocukların kız- erkek veya kısır oluşu karşısında başlar mızmızlanmaya ; neden sadece erkek çocuk , veya neden sadece kız çocuk veya kısır oluşuna !..
Buna da Allah Teala’nın şu ayeti cevap teşkil eder :
“Dilediği kimseye kız çocuk bahşeder . Dilediği kimseye de erkek çocuk bahşeder . Yahut Allah onları , erkek ve kız olarak ikiz verir . Dilediğini de kısır yapar”(Şûrâ 39)
Var mı itiraz eden veya şikayetçi olan ?..Elbette kimse itiraz edemez ve şikayetçi olamaz , çünkü bunun başka türlüsü yok !..
Bu Ayeti Kerimenin karşısında böylelerinin mızmızlığı boşuna olmuş değil midir !..
Necm Sûre’sinin 39. Âyet’inde de insan , kendisine hak etmediği hiç bir şey verilmeyeceğini idrak etmez :
“Doğrusu insana çalışmasından başka bir yoktur , verilmez”
“Allah’ın yaratışında değişiklik olmaz…”(Rum30)
“ Sizi topraktan , sonra sperm damlasından ve sonra bir döllenmiş hücreden yaratan O’dur ve sonra O , sizi çocuklar olarak hayata getirir , olgunluk çağına erişmenizi ve ardından yaşlanmanızı emreder ama bir kısmınız için daha erken ölüm verir ve bütün bunları takdir eder ki , O’nun belirlediği vadeye erişesiniz ve aldığınızı kullanmayı öğrenesiniz”(Mü’min 67)
“Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O’dur” (Ali İmran 6)
“O Rab ki , seni yarattı . Seni düzenledi , sana ölçülü bir biçim verdi . Allah sizi analarınızın karnından , siz hiç bir şey bilmez durumda iken çıkardı . Şükredesiniz , düşünesiniz diye size kulaklar , gözler ve kalpler verdi”.(İnfitar 7) .
“İnsan , neden yaratıldığına bir baksın . O atılan bir (meni) sudan yaratıldı . Erkeğin beli ile kadının kaburga kemikleri arasından bir sudan” (Tarık 5-7)
“Allah sizi yarattı , sonra da sizi öldürecektir .”(Nahl 70)
“Sizi , bir imtihan olarak şerle de hayırla da deneriz .”(Enbiya35)
“Allah sizi bir nutfeden yarattı , bir de bakarsın ki o , Rabbine karşı bir düşman kesilmiştir .”(Nahl 2)
“Sakın şımarma ! Muhakkak ki Allah , şımaranları sevmez .”(Kasas76)
“İnsanlardan kimi şüphe ve tereddüt içinde yalnız bir yönden kulluk eder . Kendisine bir iyilik dokunursa , buna çok memnun olur ; bir de musibete uğrarsa , yüzü değişir de dinden uzaklaşır . O , dünyasını da ahretini de kaybetmiştir . İşte bu , apaçık zarara uğramışlığın ta kendisidir .”(Hac 11)
“Biz insanı en güzel biçimde yarattık”(Tin 4)
Beyzaviye göre , Ayetteki “Ahseni Takvim” şöyle ifade edilmiştir :
“ -Ahseni takvim üzere yarattık , demek en güzel sûrette , boylu poslu , sûreti güzel , organların yeri , sayısı en iyi kullanmaya uygun tarzda , kâinatın bütün özelliklerini içine alacak şekilde yarattık ,” demektir .
Ebu Bekir bin Tahir de şöyle açıklamıştır :
“ İnsan akılla süslü , ilâhi emri yerine getirebilen , ayırt etme gücü olan bir varlık olarak yaratılmıştır .”
İbni Arabi de :
“İnsandan daha güzel bir mahluk yoktur . Allah onu canlı , bilgi , kudret , irade sahibi , konuşan , işiten , gören , işini çekip çeviren ve hikmetli bir şekilde davranan bir varlık olarak yaratmıştır . Bütün bunlarsa , Yüce Rabbin sıfatlarıdır .” Demiştir .
Bazı âlimlerin yorumları da şu şekildedir :
“İnsan küçük evrendir . Çünkü yaratılmışlarda her ne varsa onda toplanıp bir araya getirilmiştir .”
Kurtubi tefsirinde de yorum vardır :
“O takdirde güzel yaratılan insan , akılla donatılan insan , Rabbini inkar eder , yaratılış amacını unutursa , o zaman çok aşağı dereceye düşmüş , buna mümasil “bel hüm edall” hayvanlardan bile aşağı olmuş olur .”
Böyle olunca da Allah Teala , Tin Sûresinin beşinci Ayetinde şöyle buyurur :
“Sonra da insanı çevirdik aşağıların aşağısına “esfele sâfilîne”attık.”
İnsanda hidayete erme ve dalâlete düşme tehlikesi daima mevcuttur . İnsan , her ne kadar eşrefi mahlûkattır , ama yaratılmışların en şereflisi olmasına rağmen , kötü huyları , süflî emelleri ve edna özellikleri olabilme bakımından da en aşağıların aşağısı mevkii derekesinde bulunma vasfında düşünülebilinir . Şöyle ki :
1- İnsan çok zalim ve cahildir :
“Biz emaneti , göklere , yere ve dağlara teklif ettik de onlar , bunu yüklenmekten çekindiler , sorumluluktan korktular.Onu insan yüklendi.Doğrusu o çok zalim ve çok cahildir .” (Ahzap72)
“Biz bu Kur’anı , bir dağa indirseydik , Allah korkusundan onu baş eğmiş , parça parça olmuş görürdün . Bu misâlleri düşünsünler , akıl etsinler diye insanlara veriyoruz “(Haşr 21)
Allah , doğrudan akla ve iradeye hitap edip , zalimliği ve cahilliği sebebiyle emaneti yüklenmekten korkmayan insanı işaret ediyor .
2- İnsan çok acelecidir :
“İnsan , aceleci bir tabiatta yaratılmıştır”(Enbiya 37)
“İnsan hayrı istediği kadar şerri de ister . İnsan çok acelecidir .”(İsra 11)
“Hayır ! Doğrusu siz , acil olan dünya hayatını seviyorsunuz ve ahreti bırakıyorsunuz” (Kıyame 21-22)
3 –İnsan , menfaatına çok düşkündür :
“İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda ona sevinirler . Şayet yaptıklarından ötürü başlarına bir felaket gelse , hemen ümitsizliğe düşüverirler” (Rum 36)
4 – İnsan , Allah’a karşı pek nankördür :
“Şüphesiz ki , insan Rabbine karşı çok nankördür . Elbette buna kendisi de şahittir.” (Âdiyat 6-7)
“Denizde başınıza bir musibet geldiğinde , ondan başka bütün yalvardıklarınız kaybolup gider . O sizi kurtarıp karaya çıkardığında yine eski halinize düşersiniz . İnsanoğlu çok nankördür . O’nun sizi karada yerin dibine geçirmediğinden , yahut başınıza taş yağdırmayacağından emin misiniz ? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız . Yahut O’nun sizi bir kez daha oraya denize gönderip üzerinize bir kasırga yollayarak , inkar etmiş olmanız sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz ? Sonra bundan dolayı kendinize bizi arayıp soracak bir destekçi de bulamazsınız “ (İsra 67-69)
“Fakat insan , Rabbı kendisini imtihan edip ikramda bulunduğu ve nimet verdiği zaman “Rabbim bana ikram etti” der . Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise “Rabbim beni tahkir etti , önemsemedi” der. (Fecr 15-16)
“…Sizi bir imtihan olarak şerle de hayırla da deneriz” (Enbiya 35)
5 – İnsan , haris ve cimridir :
“Hayır! Doğrusu siz , yetime ikram etmiyorsunuz , yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz ? Haram , helâl ayırmaksızın mirası hırsla yiyiyorsunuz . Malı aşırı derecede seviyorsunuz” (Fecr 17-20)
“Gerçekten insan , pek hırslı , sabırsız yaratılmıştır . Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır , feryat eder , ona imkan verildiğinde ise cimrileşir , pinti kesilir . Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır .”(Mearic19-22)
“Gerçekten insan ,dünya malına son derece düşkündür , onu çok sever”(Âdiyat8)
“Kim nefsinin cimriliğinden korunursa , işte onlar felâha erenlerin ta kendileridir” (Haşr 8)
6 – İnsan kıskanç ve hasetçidir :
“Nefisler kıskançlığa meyilli olarak yaratılmıştır .” (Nisa 28)
“Yoksa onlar , Allah’ın lütfundan verdiği şeylerden dolayı insanları kıskanıyorlar mı ?” (Nisa 54)
Rasûl (sa) buyururlar :
“Haset etmekten sakınınız , zira haset , ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi iyilikleri yer bitirir .”(Ebu Davut )
7 – İnsan zayıf yaratılmıştır :
“Allah sizi önce zayıf olarak yarattı , zayıflığın ardından size kuvvet verdi , kuvvetin ardından da tekrar bir zayıflık verdi ve ihtiyarlık verdi” (Rum 54)
“Kime uzun bir ömür verirsek , biz onun yaratılışını , güç ve kuvvetini alarak tersine çeviririz . Hiç bunu düşünmüyorlar mı?”( Yasin 68)
“Şüphesiz daha önce Adem’le yasak ağaçtan yememesi için ahitleşmiştik , fakat o bunu unuttu . Biz onu fazla azimli bulmadık” (Taha 115)
“Âdem’e şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman” ( Hicr 29)
Mevlâna ruh cevherini şöyle anlatır :
“Cesetteki ruh , ayran içindeki yağ gibi gizlidir . Yağın meydana çıkması için ayranın dövülmesi gerekir “
Üstat Necip Fazıl da :
“Bende siklet , sende letâfet
Allah’ım , affet !
Latiften af diler kesafet ,
Allah’ım , affet !..
“Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma . Çünkü sen , ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin” (İsra 37 )
Yazımızın başında insanın hayat güzergâhındaki serüveninin takip ettiği yürüyüş çizgisinde adım attığı evrelerinden bahsetmiş , bunların ÇOCUKLUK , GENÇLİK , OLGUNLUK ESKİ TABİRLE KEMÂLÂT VE , VE İHTİYARLIK !..Demiştik .
Şimdi bu serüvenden , geçiş özellikleriyle beraber , sırasıyla mevzu bahis edelim . İnsandaki bu bölüm farklılıkların , birbirine etkileşimlikleri kaçınılmaz sonuçtur . Yani çocuk nasıl yetiştirilirse , gençliğinde , olgunluğunda ve ihtiyarlığında güzergâhındaki çizgi boyunca , o yetiştirilmenin etkileri , onun yürüyüşünde gözükür !..Yani menhiyata sapmadan , hidayet yolunda yürümeye devam eder !..
Müstesnalar olabilir , tek tek bir evvelkinin tamamen zıddı olarak öncekinin etkileşiminde kalmaz , güzergâhında hayat çizgisini değiştirerek mukallitlikten muhakkikliğe doğru , gerçek yolunu bularak hidâyete devam eder . Yani çocuk zıpırsa , genç de zıpır olmaz . Olgun da , ihtiyar da mu’tedil , dengeli Allah’ını tanıyan ; inançlı , ibadetli , hayırhah , âlicenap kimseler olabilirler !..Yahut , iyi yetiştirilmeyen çocuk gibi hepsi de birbirinden örnekleme yaparak kötülük güzergâhına sapmış olabilirler !..
Buna ait geçmişte normal insanlar ve Peygamberler arasında bir sürü misâller mevcuttur . LÛT Peygamberin karısı , gizliden gizliye sapıklarla işbirliği yapmadı mı , Hz. NUH’un oğlu , babasına inanmadı , gemiye binmedi “dağa tırmanır kurtulurum” diyerek tufanda boğulmadı mı ? İnançla Allah’ı arayan çocuk Hz. İbrahim’in babası Âzer , Nemrut’un putçusu değil miydi ?!..Ya ÂDEM babamızın , kafir oğlu , katil Kabil’le , masum , Allah’tan korkan , babasına itaatkâr olan HABİL!..Hz. Musa’nın , Firavun’un nezdinde , sarayında büyütüldüğü unutulmasın !..
İnsanların etkileşimden değişen kimseler olarak , iyi ve kötü serüvenleri vardır ve kaçınılmaz olarak mevcuttur .
Gelelim insanın doğumundan , ölümüne kadar katettiği evrelere :
1- ÇOCUKLUK EVRESİ :
“…. Süzülüp çıkarılmış bir çamurdan yarattık . Sonra onu emin ve sağlam bir rahimde sparma haline getirdik , sparmayı yarattık . O emriyaya bir çiğnem et parçası , o et parçasına bir takım kemik yaratıp üzerine et giydirdik…” (Mü’minun 12-14)
“….O , sizi çocuklar olarak yeryüzüne getirir….” (Mü’min 67)
İşte insanın başlangıç noktası !..Anne – babanın uhdesinde yetiştirilecek çocuk , geleceğin en biçimli , en mu’tedil , insanlık haysiyetine hediye edilecek geleceğin insanı !..O önce bakımlı , eğitimli , dünyaya geliş gayesince Yaradan’ını tanıyan , bilen , kul olma vasfının içinde Allah’ın emirleri olan inançlarını , ibadetlerini yaparak saadet güzergâhı çizgisinde ileriye , iyi insan olma potasında ülkesini seven , geleceklere yönelerek tam bir insan vasıflarını benliğinde toplayan . Toplum , çevre ve insanlar içersinde yetişerek gençliğe doğru yol alır . Tabii burada iyi ve kötü olması için , çeşitli etkileşimlere ve yardıma ihtiyaç vardır !..
Bu evrelerin içinde , anne –babasının ve başkaların yardımına en çok muhtaç olan çocuktur . Yetiştirilme evresindedir .
Böylece o , eğritilir , doğrultulur dayacanlarla , desteklerle, sonunda dimdik tam bir insan fidanı olarak , gençlik güzergâhına adım attırılmış olur !..
2- GENÇLİK EVRESİ :
Rasûl Sallâllâhü Vessellem Efendimiz , Gençlik için şöyle buyurur :
“Gençlik , bir nevi deliliktir !..”
Devam ederek :
“Allah , ibadete düşkün gençle Meleklere karşı iftihar ederek :
“KULUMA BAKIN , BENİM RIZAM İÇİN NEFSANİ İSTEKLERİNİ TERK ETMİŞTİR”
Gençlerimizin en hayırlısı , ihtiyarlar gibi ölümü düşünen , gençlik hevesatına mağlup olmayıp gaflette boğulmayandır .
Gençlik , en buhranlı , en delilik çağı , dedik . Tabii çocuklukta kazandırılan iyi hasletler sayesinde dost doğru güzergâhında saadet ve mutluluk çizgilerini takip eder ve mu’tedil , gençlik âbidesi olarak mı çıkar karşımıza !..
Yoksa , hoplama – zıplama , hay-huy , boşvermişim dünyaya , hercai ile deliliklerini yaşamak ; uyuşturucu , içki , kumar , fuhuş gibi yan yolların mahvedici , felâkete doğru atak hamlesi önünde yuvarlanan , menhiyatın cenderesinde , dengesizce , insanlık haysiyetini hiçe sayarak , düşüncesizce etrafa saldıran , hak – hukuk tanımayan ihtiraslarının ve nefsinin zebunu olmuş bir genç mi ?..
Daha önce belirttiğimiz gibi , böyle olması , çocuğun iyi veya kötü yetiştirilme fonksiyonuna bağlanabilir bu durum !..Seçilmiş , tertemiz toprağa ekilmiş fidanların yetiştirilme amelesi neticesinde meyveler istenilen kıvamda elde edilebilinir !..
Abdullah bin Abbas’ın rivayetine göre Ekrem efendimiz , gençlere şu nasihatı yapmıştır :
“Delikanlı , sana bazı şeyler öğreteceğim , Allah’ın hakkını koru ki , Allah da seni korusun . Allah’ın hakkını gözet ki , O’nu hep yanında bulasın . Bir şey istediğinde Allah’tan iste .Yardım dilediğinde Allah’tan yardım dile . Şunu bilmelisin ki , bütün toplum , varlık âlemi bir konuda senin yararına bir şey yapmak için bir araya gelse , ancak Allah yazmışsa sana destek verebilirler . Yine bütün toplum sana zarar vermek için bir araya gelse ancak Allah yazmışsa sana zarar verebilirler . Zira kalemler kaldırılmış , sayfalar kurumuştur .(Tirmizi)
“İnsanlar içinde Yüce Allah’ın en sevdiği kimse , kötülükleri terk edip iyiliklere yönelen gençtir”(Ebu Davut)
“Huşu’ duymayan gençler , namaz kılarak rüku’ eden yaşlılar , emzikli bebeler ve otlayan hayvanlar olmasaydı , mutlaka başınıza azap yağardı” (Müsnet)
Gençlik dönemi , iradeye en zor hakim olma dönemidir !..
3- OLGUNLUK EVRESİ :
Sorumluluk , zorlukları göğüsleme , önünü görebilme , başkalarının haklarına saygılı , geniş ufuklu , sevgi ve saygı cenderesinde etrafına nazar eden , dünyaya tesadüf için gelmediğini akıl edebilen , Allah’a inanmak bu âleme başıboş gelmediğini tefekkür edebilen âyetin muhatabı olur :
“Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat derse , Allah’tan korkup emirlerine uygun yaşarsa , doğru inanç içinde ibadet eder , güzel davranışlarda bulunursa , kurtuluşa ve saadete erenler bunlardır “ (Nur 52)
“Biz , ona yolu gösterdik ; ister şükreder , isterse nankörlük…”(İnsan 76)
Olgun insan , “nereden geldim , niçin geldim , nereye gideceğim ? ” gibi sorgulamalarla , kendini yönlendirmeli ve dinin de kendisinden nefsin , neslin , malın ve hayatın korunmasını istediğini düşünmeli ve bilmelidir !..
Olgun insan , kendisine şöyle bir uyarı mesajı gelebileceğini her an aklından çıkarmamalıdır :
Hak – hukuku istiab ederek özünü , inancın olan dine yönlendir , Allah’ın seni , kâinatı , her şeyi yarattığını müşahede et . Sonra bütün benliğin ve varlığınla kulluğunun iştiyakına râm ol !..
Allah Teala şöyle buyurur :
“Ey insanlar !..Gerçekten sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık . Ve sizi bir takım milletlere ve kabilelere ayırdık ki, tanışasınız , birbirinizin marifetinden yararlasınız . Şüpheye mahal yok : Sizin en değerliniz , insan haysiyetine uymayan davranışlardan en çok sakınanız , Allah’a en çok saygılı olanınızdır .”(Hucurat 13)
“İnsan…Yaratıkların en şereflisi…Yüklendiği emanetin ağırlığını vicdanında hissetmese , onların en sefili adayıdır .”
“Sizi , bütün insanlara örnek olasınız , diye adil ve dengeli bir toplum kıldık”(Bakara 143)
İlahî ihtar ile sorumluluğu yükler insana :
“Her insanın yaptıklarını boynuna asarız” (İsra 13)
4- İHTİYARLIK EVRESİ :
Bakıma en çok çocuklardan sonra , ihtiyarlardır . Unutulmamalıdır ki , onlar da çocuklar gibi bakıma muhtaçtırlar . Onlarda Umutsuzluk , unutkanlık , bitkinlik , ağrıların depreşmesiyle sızlanmalar , ümitsiz gözlerle etrafına bakmalarla sanki eski dinçliğinin zamanlarının özlemi ile diğer insanlara yalvarır gibi iştiyaksız gözlerle bakarlar..insanda yaşlanma törpüsüne rağmen ellerini uzatarak yöneliş duygusu , hep onun önünde atak hamleymiş gibi olmasa da hareketsizliğinin , dünya sevgisi ve çok yaşama cehdi hâlâ gözlerinin önünde uzanmaktadır . İçinden geçirmektedir ki : Ah be ! Gençliğim , bir geri gelse de , şu ihtiyarlığın yaptığını ona bir bir şikâyet edebilsem !..
Rasûlü Ekrem Efendimiz :
“İnsanların en hayırlısı ömrü uzun , ameli güzel olanıdır”
“İhtiyarlık gelmeden gençliğin , hastalık gelmeden sağlığın , fakirlik gelmeden zenginliğin , meşguliyet gelmeden boş vaktin , ölüm gelmeden hayatın değerini bil”
“Allah’ım ! Acizlikten , tembellikten , korkaklıktan ve ihtiyarlıktan Sana sığınırım” Buyurmuştur .
Yaşlıların beklentileri , her şeyden önce çocuklarının ve yakınlarının ilgisi , yardımı .Terk edilmeme duygusu , kendilerine itibar , ilgilenilme , yalnız kalma korkusundan kurtulma , sevgi – saygı gösterilmesi , yardım ön plânda ortaya çıkar . ve Nasıl olur da çocuklar , can ciğer anne babalarını huzur evine kapatırlar . Onlar , kendilerinin huzur evinde mi yetiştirildiğini zannederler !..Anne ve babalarının onları yetiştirirken , ne zahmetler çektiklerini hiç düşünmezler mi ?. Böyle olunca buna çok hayıflanmak lazım , çok yazık !..
“Rabbin rızası , anne – babanın rızasına , öfkesi de anne – babanın öfkesine bağlıdır “ Sizleri yaratan O’dur . Yaşlılık dönemine ulaştıracak , ömrünün son demlerindeki düşkünlük haline , bildiği sözleri , bilemeyecek hale getireceği günlere ulaştıran da O’dur” (Nahl 70)
“ Saçı sakalı ağarmış , yaşlı Müslüman’a saygı gösterip ikram etmek , Allah’a saygıdandır” (Ebu Davut)
“Yaşlıları görüp gözetiniz . Zira siz ancak onlar sayesinde yardım görür ve rızıklanırsınız”(Tirmizi)
“Biz insana annesine – babasına iyi davranmasını emrettik . Zira annesi onu nice zahmetlerle karnında taşımıştır . Sütten kesilmesi de iki yıl kadar sürer . İnsana buyurduk ki : Hem Bana , hem annene – babana şükret . Unutma ki , sonunda Bana döneceksiniz . Eğer onlar seni şirkçi olduğuna dair hiç bilgin olmadığı şeyleri , Bana ortak saymaya zorlarlarsa , sakın onlara itaat etme . Ama o durumda da kendileriyle iyi geçin , makul bir tarzda onlara sahip çık . Bana yönelen olgun insanların yolunu tut . Sonunda hepinizin dönüşü Bana olacak ve Ben işlediklerinizi , tek tek size bildirip karşılığını vereceğim .”(Lokman 14-15)
Gençler bile bilse , ihtiyarlar yapabilse ..
Yaşlılık , ne saçın ağarması , ne de belin bükülmesidir . Gayesi biten ve ümidi sönen herkes yaşlıdır .
Yaşlıların güneşe olduğu kadar , sevgiye de ihtiyaçları vardır .
Gençler ümitleriyle , yaşlılar hayelleriyle yaşar .
Üstat Necip Fazıl Kısakürek mırıldanır :
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal,
Hamal ki , sonunda ne rutbe var , ne mal .
Dünya güzel olsaydı , doğarken ağlamazdık ,
Yaşarken temiz kalsaydık , ölünce yıkanmazdık !..
Bu alıntı sözlerle , geldik konumuzun sonuna .
Allah bize uzun ömür , illâ güzel ameller nasip etsin !..

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.