DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 3°C
Çok Bulutlu

FELSEFİ YAZILAR – 2

29.11.2019
Insan nasıl bilir? Duyarak, dokunarak, görerek elde ettiği verileri beyin denen fabrikada işleyerek mi bilgiyi var eder? Bu durumda duyularımız olmasa varlığı tanımlayıp ifade edebilir miydik? Eğer bilgi tamamen duygularımızla ilgili ise 6’yı 2’ye böldüğümüzde 3 ettiğine dair bilgimiz hangi duyu organımızın alanına girer? Insanın akıl, duyu, sezgi ve tecrübe özellikleri tüm yorumların bakış açılarının kaynağını oluşturabilmektedir. Aklı referans alan birinin bilgiye bakış açısı bilginin kaynağı ve yorumu açısından farklı yorumlanmakta, bilgiyi ve tecrübeyi İlke edinen araştırmacının fonksiyonu ve öncelikleri daha farklı olmaktadır. İslam felsefesinde ilim objektif bilgiyi niteler. Bu nedenle İslamFilozofları bilgiyi imkan, kaynak ve değeri açısından inceler. Onlara göre bilgi aklın eşyayı nedenleri mahiyeti ve nitelikleri bakımından soyutlamasıdır. Yani bir şeyi hakikatı ile idrak etmek. Bilgi aklın eşyayı kavraması neticesinde elde ettiği bir soyutlamadır. Gazzali’ye göre eşyayı olduğu gibi bilmek ve tanımaktır. Insan nefsi bilicidir. Çocuğun nefsinde bilme kabiliyeti ilk ve başlangıç bilgilerini elde etmesine imkan tanır. Varlık varsa bilginin mevcudiyetinden söz edilebilir. Varlığın ilk çağrıştırdığı şey Allah’tır. Bütün varlığın kaynağı O’dur. Allah dışında her varlık özü ve mahiyeti açısından yokluktur.
Sonunda oraya geldikleri zaman onların işitme. görme(duyulari)  ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir.(Fussilet Suresi)
      …. o gün dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları işlere kendi aleyhlerinde şahitlik edecektir.(Nur Suresi)
Burada açıkça görülüyor ki bilginin yegane sahibi Allah’tır. Yani bilgiyi ifade etme biçimi olan kelamın Faili Allah olduğundan azaların şahadeti(konusması) Allah’a aittir. Ilahi bilgi eşyayı yapan, meydana getirendir eşyadan elde edilmiş değildir. Yani Allah Halimdir bilir Halik’ tır yaratır sonra bilgisini gerçek kılar yani eşyayı Ol emriyle görünen ve bilinen yapar.
Insanın organlarının her birinin kendi işlevleriyle kesp ettiklerinden sorumlu tutulacağı aşikardır. Bilgi edinme kaynaklarımız olan beş duyu organlarımızın sorumlu tutulup hesaba çekileceğide kesindir. Ilim kalpte bir nurdur.Bu nedenle beş duyu organı kalbe taşıdığı bilgilerle kalp şekillenir. Yanlış bilgi taşındıgı zaman kalbin kararması ısrarla devam eden bu kararmanin neticesi  kalbin mühürlenmesidir.Bu konuda Bakara suresinde ayet mevcuttur.
Pisagor’un dediği gibi ya susmak yada suskunluktan daha kıymetli bir söz söylemek gerekir.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.