DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 24°C
Gök Gürültülü

YENİ NESİL KABADAYILAR VE KOMPLO TEORİLERİ

21.05.2020

Fatih Sultan Mehmet döneminde demokrasi diye bir sistem, – geçmişteki Yunan şehir devletlerini ve Roma meclislerini saymaz isek- dünya devletlerinde henüz uygulanmıyordu. Ama yine de Fatih döneminde 15 koca yıl sadrazamlık yapan Çandarlı Halil Paşayı Fatih Sultan Mehmed’e muhalefet etmesiyle tanıyoruz. İstanbul alındıktan sonra Fatih Sultan Mehmet, Halil Paşayı idam ettirir. Rivayet olunur ki; paşa yargılanırken yapılan suçlamaların içinde; Çandarlı Halil Paşa’nın satın aldığı torik balıkların içinde Bizans altını yani rüşvetin bulunduğu gibi senaryolar dahi dile getirilir.

Komplo teorileri adı üzerinde komploya dayanır. Buna değinmeden önce yeni nesil kabadayı profilinden söz etmek istiyorum sevgili okurlar.

Bendeniz naçizane eski kabadayıların bir kaç tanesine yetiştim. Benim bildiğim, tanıdığım kabadayılar, Robinhood gibi adamlardı. Onların kaybedeceği hiçbir şey yoktu. Belalı olmasına belalı adamlardı. Ancak güçlüye karşı savaşır, fakire fukaraya yardım ederlerdi. Kabadayı bildiğimiz adamlar; köyde ağaya karşı gelir, şehirde patrona kafa tutar, gerekirse söver sayar ve evire çevire döverdi. Bu kabadayılar zalimlerin kabusu, fukara için ise hızır hükmündeydiler.

Kaybetme korkusuna sahip olanlar asla kabadayılık yapamaz. Malını kaybetmek istemez, parasını kaybetmek istemez, çocuklarını kaybetmek istemez ve dahası toplumda şerefini kaybetmek istemez. Bunun için de durumu iyi olan adamlar zaten kabadayılık yapamaz. Ama günümüzde kabadayının da GDO’lusu ortaya çıkıverdi. Sanki bir labaratuvar kurup tüm kabadayıların genetik yapısını değiştirdiler. Neden olmasın ki. Bu günlerde bizi sıkıntıya düşüren Cavid-19 bile bir labaratuvar ürünü olabiliyor ise.

Şimdiki kabadayılar güçlüden yana. Asla ve asla zayıftan yana değil. Bu bölümü çok uzatmayacağım zaten bu gibi kişilere kabadayı demek “kabadayı” sözcüğünün içini boşaltmak demektir. Bu gibi kişilerin layık olduğu unvan sadece ve sadece yalakadır.

KOMPLO TEORİLERİNE GELİNCE;

Mısırdaki sağır sultan bile duydu. Türkiye’de darbe olacakmış. Kim yapacak yahu? Bu kadar saçma bir teori olabilir mi? İktidar yapmaz zaten iktidar. Muhalefet yapamaz çünkü doğru dürüst muhalefet bile yapamıyor. Gücü yok. Ordusu yok, polisi yok, parası yok. Öyle bir niyeti de yok. Ordu yapamaz çünkü ortada ordu diye bir kurum kalmadı. Kalk deyince kalkan, otur deyince oturan kırık dökük bir kurumdan söz ediyoruz. Ben zaten yapamam tırnak çakım bile yok. Arabam yok. Bir kedim bile yok.

Geleneği bozmadan bu kez bir fıkra değil de bir fabl ile noktalamak istiyorum yazımı:

Ormanın asil kralı Aslan ölüm döşeğindedir. Bazı avcılar tarafından ağır yaralanmıştır. Tüm hayvanlar kendisini nezaketen ziyaret edip helallik diler. Bu sırada bir tospağa gevrek gevrek sırıtarak şöyle seslenir kral aslana:

– Aslan kardeş sorması ayıp ama bizim arkadaşlar mı yaraladı seni yoksa!

Dalga mı geçiyorsunuz kardeşim ne darbesi?

Celal ÇALIK

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.