SİZ HİÇ DAĞ MENEKŞESİ TOPLADINIZ MI?
SİZ HİÇ DAĞ MENEKŞESİ TOPLADINIZ MI?
Çocukken 8-10 kişi grup oluşturur, öyle oynardık oyunlarımızı. Saklambaç, yakan top, gogu yıkmaca (bu ismi kendimiz vermiştik sanırım), bilye atmaca, çelik çomak, körebe en sevdiğimiz oyunlar arsında idi. Bazen anne babalarımız, büyükler bile katılırdı bize o zaman yıldızlar altında oynardık. Akşam karanlığı basmadan, yatsı ezanı okunmadan dağılmazdık evlerimize. Malum şimdiki gibi internet ortamları yoktu o dönemler.
Sadece oyunları değil gezmeleri de beraber yapardık. Yağmurlu havalardan sonraki gün yemyeşil çayırlara mantar toplamaya çıkardık. Dağ, tepe, bayır, orman demeden. bata çıka mantarlarımızı toplardık elimizde götürdüğümüz poşetlere. Karlı havalarda yüksek olan kesimlere kaymaya giderdik. İçine saman doldurduğumuz naylon çuval ve leğenlerimizle. (Bir keresinde babam bana ahşaptan bir kızak yapmıştı tüm çocuklar kıskanmıştı kızağımı.) Öyle güzeldi ki onlarla kayması. Tabii o zamanlar şimdiki gibi kar sadece yüzünü gösterip çekilmezdi. Metreyle ölçtüğümüz kadar yağardı.
-Siz hiç dağ menekşesi topladınız mı?
-Ben topladım…..
Çocukluğumun unutulmaz hatıraları arasında bir de menekşe toplamak vardı ki
3-5 mini minnacık dağ menekşesinin o keskin kokusunu hiçbir kokuya değişemeyeceğim sanırım. Rengini hiçbir renge benzetip adını koyamayacağım O yüzden menekşe rengi diyeceğim. O güzelim dağ menekşelerini bizim orda, köyümüzde tüm çocuklar nereden toplayacağımızı bilirdik. Çünkü yeri hiç değişmezdi. Göğe uzanan, başını kaldırdığında uzunluğundan bulutları bile göremeyeceğimi sandığım muhteşem güzelliklere sahip kavak ağaçlarının altında…. Daha kavaklığa varmadan kokuyu alır. Toplarken de doya doya içimize çekerdik. Bir avuç menekşe demeti yapar, paket lastiği ya da incecik bir iple bağlar, eve gelince de en sevdiğimiz kişiye hediye ederdik. Bu ben de hep annem olurdu. Çünkü benim gibi o da bütün çiçekleri severdi. Ya da yanlış söyledim. Annemden öyle gördüğüm ve alıştığım için ben annem gibi bütün çiçekleri severdim….. Onun çiçeklerle vakit geçirmesini, bakımını, toprak değiştirmesini, sulamasını hayranlıkla izlerdim hep….
Bugün yağlı boya resmini yaptığım dağ menekşelerini çizerken ve boyarken de tekrar yaşadım sanki o günleri. Burnumda hiçbir kokuya değişemeyeceğim o güzelim dağ menekşelerinin buram buram kokan, o keskin kokusunu hissederek.