ODA SEÇİMLERİ VE BIRAKILAMAYAN KOLTUKLAR
ODA SEÇİMLERİ VE BIRAKILAMAYAN KOLTUKLAR
Ocak ayında Tekirdağ’da meslek odalarının seçimleri olacak. Bu seçimler için başkanlığa ve yönetime talip olanlar neredeyse bir ay öncesinden adaylıklarını açıklamaya ve seçim çalışmalarına başladılar.
Yerel gazetelerden ve sosyal medya paylaşımlarından takip ettiğim kadarıyla bu adaylık ilanlarında dikkatimi çeken özellikle bir husus bu yazıyı da yazmama sebep oldu diyebilirim. Nedir bu husus diye merak edenler için hemen açıklayayım.
Takip edebildiğim haber ve paylaşımlarda bazı oda başkanları beşinci kez, bazıları üçüncü kez yeniden başkanlığa aday olduklarını ilan ettiler. Ben “bazı” dedim ama aslında “birçok” demek daha doğru bir ifade olur.
Yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermemek ve meramımı tam olarak anlatabilmek adına baştan şunu da açıkça ifade etmek isterim ki hiçbir mevcut oda başkanıyla bizzat tanışıklığım, muhabbetim, husumetim, makamlarına gidip ziyaret etmişliğim, menfaat ilişkim yoktur, olmamıştır. Herhangi bir esnaf odasını ve başkanını tenkit veya takdir etmek amacıyla kaleme aldığım bir yazı değildir. Tespit ve önerilerim koltuk sahiplerinin şahıslarına yönelik değil, değişmemekte ve yanlışlıklarda ısrar eden zihniyete ve uygulamalaradır. Bunun rahatlığı ve huzuruyla hiç çekinmeden doğruya doğru, yanlışa yanlış derim ve yazarım. Belirtmekte fayda gördüğüm bu kısa izahtan sonra gelelim asıl konumuza.
Bu meslek odalarının başkanlık koltuğunun üçüncü, dördüncü, beşinci kez aday olunacak kadar nasıl bir cazibesi, maddi ve manevi getirisi, itibarı var ki, bu koltuğa oturan bir türlü kalkmak istemiyor, yeni birisine bırakamıyor, bırakmak istemiyor?
Adaylık açıklamalarında mesela, “Odamıza kayıtlı esnaflarımızın oyları ve teveccühleriyle iki dönem başkan olarak hizmet etmenin onur ve mutluluğu ile başka arkadaşlarımıza da hizmet etme fırsatı tanımak için bu seçimde yeniden aday olmayacağımı ilan ediyorum” şeklinde bir ifadeye rastlamadım.
Ya da ilk defa adaylığını ilan eden bir başkan adayının “Vaat ettiğim projelerimi gerçekleştiremezsem bir sonraki seçimde yeniden aday olmayacağım”, veya “Seçilirsem yapacağımız tüzük değişikliği ile oda başkanları ve yönetimlerinin görev süresi en fazla üst üste iki dönem olacaktır” diye bir vaat ve iddiaya da rastlamadım. Varsa şayet, göremediğim ve haberdar olamadığım için hiç gocunmadan özür diler ve bu duruşu gösteren adayı tüm içtenliğimle de tebrik ederim.
Bu koltuklar ne tatlı, ne cazip koltuklarmış ki; bir oturan kalkmak bilmiyor (istemiyor), talip olan da bir oturursam nasıl tekrar kaptırmamın derdine düşüyor. “Projelerimiz, hedeflerimiz, hizmetlerimiz, esnafımız, üyelerimiz, seçmenlerimiz, hemşehrilerimiz, halkımız, milletimiz” gibi süslü hitap ve ifadeler de bu koltuk kavgalarının tabir yerindeyse görünen makyajı oluyor bana göre.
Seçimler bitince, koltuklar sahibini bulunca makyajlar kısa sürede siliniyor, makyajsız doğal ve gerçek yüzler ortaya çıkıyor.
Neyse, bu hamur çok su götürür. Her ne kadar meslek odaları seçimlerinden ilhamla bu yazıyı kaleme alsam da, ne yazık ki bu “koltuk sevdası” ve “koltuğu bırak(a)mama mücadelesi” ülkemizin bir gerçeği. En büyüğünden en küçüğüne kadar siyasetçisi, bürokratı, spor kulüplerinin başkanları, STK’ların bir dalı olarak vakıf ve dernek başkanları, meslek odaları başkanları, velhasılı kelam bir makama geçen, bir koltuğa oturan her kim olursa olsun bu sevdanın büyüsüne kapılıyor. Hele ki üç, dört, beş dönem gibi 15-20 yıl aynı makamda ve koltukta oturunca güç zehirlenmesi etkisiyle kendisini vazgeçilmez görmeye başlıyor. Ama unutulmaması gereken bir gerçek var ki, “Hiç kimse vazgeçilmez değildir ve mezarlıklar kendini vazgeçilmez sanan insanlarla doludur.”
Makam, mevki ve koltuk sahiplerinin uzun süreli görev süresi ile güç zehirlenmesi yaşamaması ve yenilenme adına bence yapılması gereken şey; ABD başkanlık seçimlerinde uygulanan “üst üste en çok iki dönem görev süresi” uygulamasının değiştirilemez bir kural olarak yapılacak olan genel, yerel, siyasi parti, sendika, STK, spor kulüpleri, meslek odaları başkan ve yönetimlerinin belirlendiği tüm seçimlerde de uygulanmasıdır.
Velev ki koltuk sahibi ne kadar başarılı olursa olsun, ne büyük projelere imza atarsa atsın kesintisiz iki dönemden fazla o makamda kalamayacağını bilmeli, koltuğun cezbeden büyülü etkisiyle güç zehirlenmesine maruz kalmadan vakitlice bayrağı istemeyerek de olsa teslim etmesi gerektiğini bilmelidir.
Bu vesileyle; genel, mahalli, büyük, küçük yapılacak bütün seçimlerde artık üçüncü, beşinci kez tekrardan aday olanları değil de, yeni yüzleri görmenin, yeni sesleri duymanın dilek ve temennisiyle tüm adaylara başarılar diliyorum.