NEDEN İNTİHAR EDİYORLAR ?
NEDEN İNTİHAR EDİYORLAR
İnsanların intihar etmesi tek bir nedene indirgenebilecek bir durum değil. Genellikle birden fazla etkenin üst üste binmesiyle ortaya çıkar. En yaygın nedenleri şöyle sıralayabiliriz. Yoğun psikolojik acı, Ruh sağlığı sorunları, Yalnızlık ve Destek Eksikliği, Büyük yaşam krizleri, Umutsuzluk ve çıkış yolu görememe, Ani kararlar; Fakat şunu söylemek gerekirse; intihar etmek isteyen İnsanların çoğu aslında ölmek değil; içinde ki acının bitmesini istediklerindendir.
İntihar; insanlık tarihinin en eski ve en karmaşık olgularından biridir. Kimi zaman bireysel bir trajedi, kimi zaman toplumsal bir yara, kimi zamansa sessizce büyüyen bir kriz olarak karşımıza çıkar. “Neden intihar ediyorlar” sorusunu ise yüzeyde basit gibi görünse de, derinlere inildiğinde tek bir cevabı olmayan bir çok cevabı olan bir sorudur. Çünkü intihar çoğu zaman tek bir nedenin değil, psikolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel etkenlerin iç içe geçtiği bir sürecin sonucudur.
İntiharın en temelinde çoğu zaman görünmeyen ama son derece yoğun bir içsel acı yatar. Bu acı dışarıdan bakıldığında fark edilmeyebilir. Kişi günlük hayatına devam ediyor gibi görünebilir; işine gider, insanlarla konuşur, hatta güler. Ancak zihninin derinliklerinde, sürekli büyüyen bir karanlık vardır. Bu noktada özellikle depresyon önemli rol oynamaktadır. Depresyon; yalnızca üzgün hissetmek değil; yaşamın anlamını kaybetmek, geleceğe dair hiç bir umut görememek ve kendini değersiz hissetmek gibi ağır duygular içerir.
Modern çağın en büyük çelişkilerinden biri, insanların hiç olmadığı kadar bağlantılı ama aynı zamanda hiç olmadığı kadar yalnız olmasıdır. Sosyal medya, iletişim araçları ve hızlı yaşam, temposu, yüzeysel ilişkileri artırırken derin bağları zayıflatabilir. İntihar sadece bireysel bir mesele değildir; toplumsal koşullarda önemli bir etkendir. İşsizlik, borçlar, geçim sıkıntısı, gelecek kaygısı gibi ekonomik sorunlar, bireyin üzerinde ciddi bir baskı oluşturur. Özellikle (prekarya) olarak adlandırılan güvencesiz çalışan kesimler için bu baskı daha da yoğun hissedilir.
Çoğu intihar, uzun süreli bir birikimin sonucudur. Ancak bu birikim, genellikle bir kırılma anı ile sonuçlanır. Bir ayrılık, bir kayıp, bir başarısızlık ya da küçük gibi görünen bir olay bile bardağı taşıran son damla olabilir. Ve ne yazık ki geri dönüşü olmayan bir karar haline gelir. İntihar üzerine yapılan bir çok araştırma, önemli gerçekleri de ortaya çıkarmıştır. Eğer acı hafifletilebilirse, kişi yaşamla yeniden bağ kurabilir.
İntiharı önlemek yalnızca bireyin sorumluluğu değildir. Aileler, arkadaşlar, kurumlar ve toplumun tamamı bu süreçte rol oynar. Bir insanın, iyi değilim demesini beklemeden, onun davranışlarını fark etmek, sessizliğini anlamaya çalışmak büyük önem taşır. Bazen samimi bir soru, bazen de sadece dinlemek. Bunlar küçük gibi görünse de, bir insanın hayatında büyük farklar yaratabilir.
Bir bakıma intihar, konuşulması zor bir durumdur. Ancak konuşulmadıkça büyür, görmezden gelindikçe derinleşir. Bu nedenle bu konuyu açıkça ele almak, dalgalanmayı azaltmak ve insanların yardım istemesini
kolaylaştırmak gerekir. İntihar vakalarında her insanın hikayesi farklıdır. Ama ortak olan bir şey vardır. Hiç bir acı, paylaşıldığında olduğu kadar ağır kalamaz. Eğer bir insanın içinde karanlık büyüyorsa, ona ışık olmak çoğu zaman düşündüğümüzden daha basittir. Bazen sadece yanında olmak, bazen yargılamadan dinlemek. Ve en önemlisi, yalnız değilsin diyebilmektir.