MUHARREM AY’I VE NUH TUFANI
Muharrem Ayı ve Nuh Tufanı
Söze rahman ve rahim olan Allahın adıyla başlarken O na sonsuz hamdü senalar yüce peygamberimize ve ehlibeytinede salatü selam olsun Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem ayında tarihin akışı içinde çok önemli olaylara sahne olmuştur. Hz. İbrahim’in ateşe atılıp kurtuluşu, Hz. Musa’nın Kızıldeniz’i yarıp karşıya geçişi ve Nuh tufanında Hz. Nuh ve saliklerinin kurtuluşu hep Muharrem ayı içinde olmuştur. Hz. Nuh’un ve kavminin kurtuluşu da halkın aşure günü dediği 10 Muharrem’de olmuştur. Nuh ve kavmi Aşure günü hepsi oruç tutup böylece karaya çıkmışlardır. Resûlullah Efendimiz de 10 Muharrem’de oruç tutmuş ancak ramazan orucunun farz kılınması sonucu oruç olayı serbest bırakılmıştır. Dileyen tutar. Aşure gününü oruçla geçirenin 2 yıllık günahlara keffaret olacağı rivayet edilmiş olup hemen hemen bütün hadis külliyatlarında bu hadise yer verilmiştir.
Tarihi gelişimde Muharrem ayında olan çok önemli bir olay da Nuh Tufanı’dır. K. Kerim Nuh tufanını Kerb-i Azim diye niteler (Saffat-76, Enbiya-76). Bu tufan Hz. Nuh peygambere isyan eden günahkar ve asi olan kavmine bedduası sonucu Allah’ın da onun duasına icabet etmiş ve adeta dünyanın yeniden yaratılışı gibidir. Bu tufan sebebiyle bazı âlimler bu olaya ikinci Hz. Adem olayı demektedirler. Öncelikli şunu bilmeliyiz ki Nuh tufanı; tamamen Allah’ın yaratmasıyla oluşmuştur. Peygamberlerin gösterdiği, insanları aciz bırakan olaylar mucizelerdir. Mucizeleri yaratan Allah’tır. Nuh Tufanı’nın proje sahibi Allah’tır. Rabbimizin gözü önünde (Onun nezaretinde – Kamer 14 ve Hud 37) oluşan bir olaydır.
Nuh’un kavmi inkarcı olan bir topluluktu. Putçuluktan ve inkarcılıktan (kibirden) vazgeçmeyen inkarcı bir kavimdir. Hz. Nuh’un eşi ve Hz. Lut’un eşi peygamberlere inanmamışlardır (Saffat-135, Tahrim-10). Hz. Nuh’un “ey oğlum gel gemiye bin, bana uy” (Hud-42) Allah çok büyük bir tufan yaratacak diye uyarmasına rağmen oğlu Kenan “babacığım ben gemine binmeyeceğim, tufan bana bir şey yapamaz, dağların tepelerine çıkıp kurtulurum” derken suyun içinde boğulup kafir olarak ölmüştür (Müminun 27 – Hud 43).
Hz. Nuh tufandan 40 yıl öncesinde abanoz ağaçları ekmiş ve tufan olacağı zamanda bu ağaçları kesip tahtalar, keresteler yapmıştır. Hz. Nuh meslek olarak marangozdu. Bu sebeple ilahi emir üzere bütün hayvanatı ve müslümanları taşıyacak şekilde koskocaman bir gemi yapmıştır (Kamer 13). Gemiyi yaparken tahtaları çivileyip öteki başı çivilerken şeytan gelip çivileri çıkarınca Hz. Nuh şaşakaldı. Hz. Cebrail gelip “Ey Nuh, çivileri çakarken besmeleyi söylemeden şeytan da gelip çivileri çıkardı, sana engel oluyor” deyince Hz. Nuh hemen Besmele çekip Allah’ın adıyla işe başlamış ve Allah’a sığınıp onun yardımına güvenmiştir.
İ. Suyuti gibi müfessirler bu geminin uzunluğunun 300 m, genişliğinin 200 m olduğunu bildirerek geminin büyüklüğünü ve iki üç kattan olduğunu, en üst katta Hz. Adem’in içinde olduğu tabutu oraya koymuştur. İlâhi emir gereğince Hz. Nuh her cins hayvandan bir çift almıştır (Müminun-27). Hayvanlar arasındaki kavga, kin, saldırganlık Allah tarafından kaldırılmış, kurtla kuzular arkadaş olmuş, aslanlar kedi haline dönüşmüştür. Tufanın kaç ay sürdüğü sonunda Cudi dağında (Hud-44) gemi karaya oturmuştur. Karaya çıkış Muharrem’in aşure günüdür.
Bu tufan akıl almaz bir olaydır. Her taraf sularla kaplanmış adeta gök yere inmiştir. Cudi gibi yüksekliği 2 bin metre kusurattan fazla olan bir dağ su içinde kaldığına göre bu tufan akıllar üstü olan bir mucizevi olaydır. Cudi dağları sular içinde kaldığına göre “bu tufanın suları ne oldu” diyenlere Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ey gök suyunu tut, ey yer suyunu tut” (Hud 44). Bu emrin gereği yapılmış ve sular yerine çekilmiştir.
K. Kerim’in Kerb-i Azim diye belirttiği Nuh Tufanı, Hz. Nuh’un bedduası üzerine meydana gelmiştir (Kamer-10, Nuh-26). 20 surede kısım kısım anlatılmıştır. Nuh tufani Rabbimizin gücünü, yoktan var edişini, azamet ve kudretini dile getiren çok önemli bir ibretlik (Müminun-70) olaydı. Ayrıca Rabbimiz kendine itaat etmeyip isyan bayrağını çeken kavimleri nasıl helak ettiğini kıyamete dek yaşayanlara bir derstir.
Hz. Yunus’un kavmi son anda akıl edip “peygamber doğru söylemiş olabilir” deyip dağ başına topluca çıkıp Allah’a yalvardılar, O’na sığındılar, af dilediler ve helaktan kurtuldular. Ancak Nuh’un kavmi inananlar dışında (Şuara 119, Saffat 82) helak oldular, Allah’ın intikamına uğradılar.
Rabbim K. Kerim’de dile getirilen bu vb. olaylardan ders almayı nasip etsin. Rabbim inanıp, yaşayıp, inanıp ölmeyi cümlemize mukedder kılsın, Amin.