DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 23°C
Çok Bulutlu

KUR’ANDA ANILAN ESKİ KAVİMLER-2-

28.03.2021

Hâsılı kelâm Medyen kavminin deprem ve müthiş bir gürültü ile onlara benzerlikte olan Eykelilerin de “gölge günü” yani gündüzü karartan korkunç ve müthiş kasırga
yok edildikleri Kur’an’da ve dini kaynaklarda bildirilmektedir . Hatta Eykeliler cüret ederek
Şuayb’dan “Doğru söylüyorsan , gökten üzerlerine azap indirmesini , istemişler bunun üzerine
daha önce Semûd ve Lûd kavimlerin yok edildikleri gibi onlar da volkan ve patlamalarla ,
gürültü ve sarsıntılarla yok edilip ve helâk edilerek gitmişlerdir !..
3- FİL YILI , VAK’ASI
Ebrehe’nin , Kâbeyi yıkma teşebbüsü ; olay bu , başlangıc gelişimi şöyledir :
İki cihan serveri Hz. Muhammed Rasûlüllah sallallâhü aleyhis’selâmın dünyayı
şereflendirdiği yılın 52 gün öncesi Habeş Hükümdarı Necaşi’nin Yemen valisi EBREHE ,Sana’da
büyük bir kilise yaptırdı , maksadı dünyanın her tarafından insanların bölük bölük Mekke’deki
Kabe’ye akın etmelerini önlemek , insanları burada toplayarak , onları Hıristiyanlaştırmaktı . Ayrıca
doğudan gelen ticaret kervanlarını da Yemene çekmekti .
Bu Ebrehe , Yemendeki Aksum kırallığına bağlı Hıristiyan bir Sana valisi iken dünyada başka bir benzeri olmayan büyük bir kilise yaptırıp Mekke’deki Kabe’ye akın eden
insanların önünü keserek buraya yönlendirip çekmek ve ayrıca ticaret kervanlarını Sana’ya
yönlendirmekti . Kuleys ismini verdiği bu kiliseyi Araplardan Nukayl , bu kiliseyi kirletip büyük
abdestini yapmış , pislemişti . Ayrıca kilisede yangın çıkarılmıştı . İyice öfkelenen , gazaba gelen
Ebrehe büyük bir ordu ile ve ordusundaki fillerle ve Mahmud isimli fille Mekke’nin üzerine yürüdü .
Arapların bunlarla savaşacak gücü olmadığından şehri terk edip dağlara sığındılar .
Yalnız Abdülmuttalip Ebreheyi karşılayarak :
– Yağma ettiğiniz sürülerimi ve develerimi geri veriniz , ben onları istiyorum .
Ebrehe de :
-Ben de zannetmiştim ki , önümde diz çökecek savaşmamamız için yalvaracaksın sandım , sen ise gelmiş develerini istiyorsun !
Abdülmuttalip :
-Ben develerin sahibiyim , onları istiyorum , Kabenin sahibi var . O onu koruyacaktır , dedi .
Sonra dönüp Kabe’de halkasına tutunup şöyle dua etti :
-Yarabbi , bir kul dahi evini düşmandan korur , sen Kabe’nin sahibisin , beytini koru
. Ümit bağlandığım sensin , başka kimsem yok , sen onlardan beytini koru ! Öyle ki Ebrehe , Mekke toraklarında yayılan sürüleri ve etraftaki develeri
yağmalamış onları Yemene götürmüştü . Bunların içinde Abdülmuttalib’in 200 devesi de vardı .
Yemen valisi bu Ebrehe , büyük ordusu ile içinde bir çok filin bulunduğu askerleriyle Kabe’yi yıkmak için yola çıkarak Mekke’nin üzerine yürüdü .
Fakat o da ne , ordunun önündeki Mahmut isimli fil birden olduğu yere çöküverip
bir adım bile yürümedi . başka yönlere çevirdikleri zaman koşarak gidiyor , Kabe’ye doğru hiç hareket etmiyor , gitmiyordu .
Rasûlüllah Efendimiz :
-Allah fili Mekke’ye gitmekten alıkoydu ve yalnız Rasûlü ile mü’minleri oraya hakim kıldı .
Hudeybiye’de Kasva isimli devesi çökünce bazı Ashabın “Kasva çöktü” demelerine karşılık :
– Kasva çökmedi , onu fili tutan tuttu , buyurdu .
Bütün bunlar , Fil sûresinde şöyle anlatılır :
“ Rabbin fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?
Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı ?
Ve üzerlerine “Ebabil Kuşlar’ını gönderdi .
Onlar çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı .
Ve onları yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı .
Böylece Ebrehe ve ordusu vücudlarındaki etleri lapır lapır dökülmüş , yerle yeksan olarak orada helâk edilmişlerdir !..
4- ASHABU’L-HİCR :
Hicr bölgesi İslâmî kaynaklarda Medine ile Şam arasında Vadilkura denilen yerdedir .
Kuranı Kerimde dağlarda kayalıklarda oydukları taşlardan edindikleri evlerde yaşayan , Allahın
emirlerini dinlemeyen , peygamberleri yalanlayan topluluklardır bu Hicr halkı . Bunların yaşayış benzerlikleri ile Semûd kavmi olmaları muhtemeldir . Bunların da korkunç bir sesle yok edilişleri ifade edilmektedir .
Bu azgın kavme de Salih Peygamber vazifelendirilmişti :
Şüphesiz ki , Hicr halkı da Peygamberleri yalanladılar . Onlara Ayetlerimizi vermiştik de onlar o Ayetlerden yüz çevirmişlerdi . Onlar dağlardan emniyetli evler yontuyorlardı . Onları
da sabahleyin korkunç bir çığlık yakaladı . Kazanır oldukları şeyler onlardan hiç bir zaman savamadı . (Hicr80-84)
Semûd kavmi de Peygamberleri yalanladı . Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti :
Siz Allahtan korkmaz mısınız ? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim . Buna karşılık ben sizden hiç bir ücret istemiyorum . Benim mükafatımı verecek
olan âlemlerin Rabbidir . Bahçeleri , pınarların içinde siz burada güven içinde bırakılacak mısınız ?

Ekinlerin , salkımları sarkmış hurmalar içinde . Bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz . Gelin Allahtan korkun da bana itaat edin . Bozguncuların emrine
uymayın . Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyin.
Sen dediler , olsa olsa iyice büyülenmiş birisin . Sen de bizim gibi bir beşersin.Eğer doğru söyleyenlerden isen , haydi bize bir ayet mucize getir .
Salih : İşte mucize bu dişi devedir ; su içme hakkı bir gün onundur , belli bir
günün içme hakkı da sizin , dedi . Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin , yoksa sizi büyük bir günün
azabı yakalayıverir .
Derken onu kestiler ; fakat pişman da oldular . Çünkü kendilerini azap
yakalayıverdi . Şüphesiz bunda alınacak bir ders vardır . ama çokları iman etmiş değillerdir .
Şüphesiz Rabbin , işte O aziz ve rahimdir . (Şuara141-159)
Kavminden büyüklük taslayan kimselerin ileri gelenleri içlerinden zayıf görünen Mü’minlere dediler :
– Siz Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz ?
Onlar da
– Evet doğrusu onunla gönderilen şeye inananlardanız , dediler .
Büyüklük taslayan kimseler dediler :
– Biz sizin inandığınız şeyleri inkar edenlerdeniz .
Derken dişi deveyi boğazladılar . Ve Rablerinin buyruğundan dışarı çıktılar .
– Ey Salih , bizi tehdit ettiğin azabı bize getir , dediler . Eğer hakikaten
elçilerdensen .
Bunun üzerine hemen onları , o sarsıntı yakaladı ve yurtlarında diz üstü çöke
kalan kimseler oldular .
Salih de onlardan yüz çevirdi ve dedi ki :
– Ey kavmim ! Andolsun ki , ben size Rabbimin elçiliğini tebliğ ettim , ve size
öğüt verdim . Fakat siz , öğüt verenleri sevmiyorsunuz .(Araf74-79)
Semûda açık bir mucize olarak o dişi deveyi vermiştik de ona zülmetmişlerdi
.(İsra(59)
Rasûlü Ekrem efendimiz bir defasında Hicr’den geçerken Ashabın :
– Biz bu kuyunun suyundan alıp hamur yoğuruyorduk , kaplarımızı doldurduk , demeleri üzerine ;
– Öyleyse hamuru atın , aldığınız suyu da dökün , buyurmuştur .
Hicrden geçerken :

– Kendilerine zülmedenlerin meskenlerine , onların başına gelen felaketin sizin de
başınıza gelmemesi için ağlayarak girin , aksi halde girmeyin , buyurarak devesini hızla sürerek
oradan hızla uzaklaşmıştır .
Aşağı yukarı bu Hicrde daha önce Semûd kavminin kayaları oyarak meskenler yaptığını ifade ederler .
– Düşünün ki , Ad kavminden sonra sizi hükümdarlar kıldı . Ve yeryüzünde sizi yerleştirdi . Onun düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz , dağlarında evler yontuyorsunuz . Atık
Allahın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde fesatçılar olarak karışıklık çıkarmayın .
Dendi Hicr kavmine , BİR MİNARE KADAR UZUN BOYLU ÂD KAVMİNİN
HELÂKINDAN SONRA BU HİCR BÖLGESİNE YERLEŞTİRİLEN AZGIN , ZALİM , GADDAR USLANMAZ ,
GÜÇLÜ , KUVVETLİ , YUMRUĞU İLE VURDUĞU ZAMAN TAŞI KIRACAK KADAR GÜÇLÜ OLAN HER BİR ADAM , BU KUDURUK SEMÛD KAVMİNE !..
Kuran’ın bir çok sûresinde geçen bu :
Semûd kavmine gelince biz onlara doğru yolu gösterdik . Fakat onlar kötülüğü doğru yola tecih ettiler . Kazandıkları kötülük yüzünden , bunun üzerine alçaltıcı azabın yıldırımı
onları çarpıverdi . Biz iman edenleri ve kötülükten sakınanları ise kurtardık ! (Fussilet16-17)
5- ASHABU’L-KARYE
Karye kelimesi Arapçada köy demektir . Romalıların hüküm sürdüğü Anadoluda
Kuranı Kerime göre bu günkü Antakya halkına “Ashabu’l-Karye” denmektedir . Oraya Sadık ve
Sadûk isimli iki elçi gönderilmiştir . Fakat ora halkı bu elçileri dinlememişler , reddetmeleri
üzerine bir üçüncü olarak Şelom gönderilmiş , ona da inanmamışlar . Bu arada bu elçilerin Hz.
İsa’nın havarilerinden Simon , Petrus , Yuhanna olduğu söylenmektedir .
Bu sırada şehrin öbür ucundan koşarak gelen bir adamın :
– Onlara uyun , onları kabul edin , uyarılarına rağmen onu da linç ederek öldürmüşlerdir . Bu zatın “Habibi Neccar” olduğu rivayet edilmektedir .
Bu olayı anlatan Yasin Sûresinin 13. Ayetinden itibaren dinleyelim : “Sen onlara “Ashabe’l-Karye”yi misâl ver . Hani oraya Peygamberler gelmişti . Hani
biz onlara iki Peygamber göndermiştik . Fakat onlar ikisini de yalanlamışlardı . Biz de onları üçüncü bir Peygamberle destekledik .
Onlara :
Şüphesiz ki , biz size gönderilmiş elçileriz , dediler .
Onlar da :- Siz bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz . Hem rahman olan Allah , hiç bir şey indirmedi , dediler . Siz yalancılardan başka bir şey değilsiniz .

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.