DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ °C

KIZ ÇOCUKLARIMIZ VE KÜÇÜK KIZ ŞİİRİMİN HİKAYESİ

14.10.2022

KIZ ÇOCUKLARIMIZ VE KÜÇÜK KIZ ŞİİRİMİN HİKAYESİ
11 Ekim’in “Dünya Kız Çocukları Günü” olduğunu sosyal medya platformlarındaki paylaşım bombardımanı sayesinde öğrenmemiş veya unutmuş olma ihtimalimiz neredeyse sıfır diye düşünüyorum.
Bu sebepten ötürü, bu yoğun paylaşım sağanağı altında tabir yerindeyse kim vurduya, gümbürtüye gitmesin arzusuyla, iki kız çocuğu babası olarak bu özel günde kızçelerimle olan bir fotoğrafı değil de, “Küçük Kız” şiirimi ve şiirin hikayesini anlatmaya çalıştığım bu yazımı paylaşmak istedim.
2003 yılında, Bursa’nın ekseriyeti doğu illerimizden göç etmiş vatandaşlarımızın yaşadığı kenar mahallelerinden birindeki ilköğretim okuluna, bu okuldaki öğrencileri kapsayan bir proje çalışmamız için ziyarete gitmiştik. Okul müdürü ile projemizin detayları ilgili görüş alışverişinde bulunduğumuz esnada, 12-13 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir kız çocuğu, bir arkadaşıyla birlikte kapıyı çaldı ve müdür beyle görüşmek istediğini söyledi. Okul müdürünün “Buyur kızım” demesiyle o kız çocuğu:
-“Öğretmenim, ben okumak istiyorum ama babam beni okula göndermiyor” derken kelimeleri boğazında, gözyaşları da gözlerinde düğümlendi. Müdür beyin daha sonra bizlere izahatından anladık ki, bu kızımız ilkokul 1. sınıfı bitirdikten sonra babasının “nasılsa okuma yazmayı öğrendi, daha fazlasına ve artık okula gitmesine gerek yok” şeklindeki aklın, mantığın, hiçbir inancın, örf, adet ve geleneğin kabul etmeyeceği bir bağnaz düşünceyle kızını okula bir daha göndermemiş. Kızcağız içinde kopan nice fırtınayla ve başta babası olmak üzere bir sürü engellere karşı koyma ve meydan okuma cesareti ile okula gelip, okul müdürüne bizzat durumunu anlatmaya çalışıp, tekrardan okula gidebilmenin yollarını arıyordu.
Şahit olduğum bu hadise, aşağıdaki şiiri yazacak kadar beni derinden etkiledi. Düşüncelere, sorgulamalara sevk etti. Milenyum çağına girdik diye kutlamalar yaptığımız o yıllarda, çağ dışı bir düşünce ve dayatmanın sonucu, çok istemesine rağmen bir kız çocuğu, Türkiye’nin dördüncü büyük şehri Bursa’da okula gönderilmiyordu.
Yıl 2003 olmuş, 2023 olmuş, yer Bursa olmuş, Hakkari olmuş ne fark eder ki. Hâlâ aynı zihniyete, aynı düşünceye, aynı cehalete sahip insanlar hiç azımsanmayacak kadar çok olduktan sonra. Hâlâ okula, okumaya hasret kızlarımız, çocuklarımız var olduktan sonra. Cehalet denen bataklık kurutulamadıktan, en büyük düşmanımız olması gereken cehalet yok edilemedikten sonra yılların, yerlerin ve kişilerin bir önemi yok ki, aynı kahredici sahneleri görmeye devam ederiz ve ediyoruz da ne yazık ki
Görmemek için, kahrolmamak için cehalet batağına saplanıp kalmamak için okumalıyız, hem de çok okumalıyız. Özellikle kız çocuklarımızı okutmalıyız. Çünkü, “Cehaletin tek korkusu kadındır. Zira, kadın öğrenirse, çocuklarına da öğretir.”

KÜÇÜK KIZ
Gözlerindeki o çaresiz umut ateşi
Yüreğimi yaktı be küçük kız.
“Ben okumak istiyorum ama babam…”
Derken,
Dünya üstüme yıkıldı sanki küçük kız.

Yaşın on iki, on üç var yok
Bilemem ama.
Sözlerin ve yüreğin,
İnan ki çok büyük.
Sana bu zulmü reva gören
Cahil baban,
Küçük değil,
“Küçüklerden de küçük”.

R.E.E. (Üsküplü)
Bursa, Mayıs 2003

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.