HARDASAN ADALET?
HARDASAN ADALET?
BU TAKSİMİ KURT YAPMAZ KUZULARA ŞAH OLSA!
Ne güzel demiş şair:
“Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul…
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa!”
Konkordato komiserliği görevlendirmelerine bakınca insanın aklına ister istemez bu söz geliyor.
Çünkü ortada izahı zor bir tablo var.
Bir tarafta yıllardır bilirkişilik yapan, dosya inceleyen, rapor yazan, kamu adına sorumluluk üstlenen meslek mensupları var.
Diğer tarafta konkordato komiserliği görevlendirmelerine bakıyorsunuz.
Aynı isimler.
Yine aynı isimler.
Bir daha bakıyorsunuz.
Yine aynı isimler.
İnsan ister istemez soruyor:
Bu ülkede konkordato komiserliği yapabilecek başka kimse yok mu?
Bilirkişi listelerinde yer alan, yıllardır emek veren, mesleki tecrübesini ortaya koymuş insanlar neden bekliyor?
Hem bilirkişi listesinde hem de konkordato komiserliği listesinde yer aldığı halde bir tane dahi görevlendirme alamayan meslek mensupları varken, görevlendirmelerin belirli isimlerde yoğunlaşması nasıl açıklanabilir?
Bu soru yalnızca görevlendirme bekleyenlerin sorusu değildir.
Bu soru, sistemin kendisine sorulmuş bir sorudur.
Çünkü bilirkişilik kolay bir iş değildir.
Dosya incelersiniz.
Rapor yazarsınız.
Eleştirilirsiniz.
İtirazlarla karşılaşırsınız.
Sorumluluk alırsınız.
Kısacası emek verirsiniz.
Yıllarca bu emeği veren insanlar dururken, konkordato komiserliği gibi hem yüksek sorumluluk hem de yüksek güven gerektiren görevlerde neden sürekli aynı isimlerin öne çıktığını sorgulamak herkesin hakkıdır.
Yanlış anlaşılmasın.
Kimsenin aldığı görevde gözümüz yok.
Kimsenin kazandığı ücrette gözümüz yok.
Ancak kamu adına yürütülen bir sistemde fırsatların mümkün olduğunca geniş bir tabana yayılması gerektiğine inanıyoruz.
Çünkü listelerin amacı da budur.
Aksi halde insanın aklına şu soru geliyor:
Listeler gerçekten görevlendirme yapmak için mi hazırlanıyor?
Yoksa görevlendirme yapılmayacak kişilerin de bulunduğu kalabalık bir vitrin mi oluşturuluyor?
Daha da önemlisi şudur:
Bir meslek mensubu yıllarca bilirkişilik yapacak…
Yüzlerce dosyada görev alacak…
Mesleki yeterliliğini ortaya koyacak…
Ama konkordato komiserliği görevlendirmelerinde kendisine bir kez olsun sıra gelmeyecek…
İşte o zaman insanlar neden görevlendirme alamadığını değil, sistemin nasıl işlediğini sorgulamaya başlıyor.
Asıl tehlike de budur.
Görevlendirme alamamak değil.
Sisteme olan güvenin zedelenmesi.
Çünkü güven azaldığında sorular çoğalır.
Sorular çoğaldığında dedikodular büyür.
Dedikodular büyüdüğünde ise kurumlar yıpranır.
Oysa yapılması gereken çok basittir.
Görevlendirmelerin daha şeffaf, daha dengeli ve daha yaygın bir şekilde dağıtılması.
Çünkü adalet yalnızca verilen kararlarda değil, verilen görevlerde de görünmelidir.
Ve son söz yine aynı:
“Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul…”
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa!
Dosya bekleyenler beklemeye devam ediyor.
Sıra bekleyenler sıra beklemeye devam ediyor.
Biz de her zamanki gibi:
“Ya nasip…”
“Ya kısmet…”
diyoruz.
Ama içimizden geçen asıl cümle şu:
Hardasan Adalet?