19 Temmuz 2026, 05:44:04
Dolar 47,1623
Euro 53,9803
Altın 6.093,03
BİST 13.981,05
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 28°C
Parçalı Bulutlu
Tekirdağ
28°C
Parçalı Bulutlu
Cts 30°C
Paz 29°C
Pts 29°C
Sal 31°C

“ELE VERİR TALKINI, KENDİ YUTAR SALKIMI” 

“ELE VERİR TALKINI, KENDİ YUTAR SALKIMI”

Toplumların hafızasında o kadar çok atasözü var ki, yalnızca dilimizin zenginliği değil, insan davranışlarının da derin bir aynasını yansıtır. “Ele verir talkını, kendi yutar salkımı” sözü de bu atasözlerimizden biridir. Bu ifade, başkalarına öğüt veren, doğruluk ve dürüstlük nutukları atan, fakat kendi hayatında bu değerleri uygulamayan insanların çelişkisini açıkça ortaya koymaktadır. Aslında bu söz, insanın en eski zaaflarından biri olan ikiyüzlülük ya da daha yumuşak ifadeyle tutarsızlık üzerine kuruludur.

İnsan doğası gereği başkalarına yol göstermeyi sever. Öğüt vermek, kişiye bir üstünlük hissi kazandırır. Bilge görünmek, doğruyu bilen kişi olarak kabul edilmek, toplum içinde saygınlık getirir. Ancak iş kendi yaşamına gelince aynı hassasiyeti göstermemek, bu saygınlığın içinin boş olduğunu ortaya çıkarır. İşte bu noktada atasözümüz devreye girer. Kişi başkalarına sabırdan, dürüstlükten, çalışkanlıktan bahsederken; kendisi tam tersini yapıyorsa, verdiği öğütler anlamını yitirir.

Bu durum yalnızca bireysel ilişkilerde değil, toplumsal düzeyde de sıkça görülür. Örneğin bir yönetici, çalışanlarına disiplinli olmalarını söylerken kendisi kurallara uymuyorsa; bir ebeveyn, çocuğuna doğruları öğretirken, küçük yalanlara başvuruyorsa; ya da bir toplum önderi adaletten bahsederken adaletsiz davranıyorsa, bu sözler inandırıcılığının kaybeder. Çünkü insanlar, söylenenlerden çok yapılanlara bakar. Sözler uçucudur, ama davranışlar kalıcıdır.

Bu atasözü aynı zamanda bir öz eleştiri çağrısıdır. İnsanlara, önce kendine bak demenin en sade ve etkili yollarından biridir. Kişi, başkalarına öğüt vermeden önce kendi hayatını gözden geçirmeli, söyledikleri ile yaptıkları arasında bir uyum yoksa, verilen öğütler sadece kuru birer söz olarak kalır. Günümüz dünyasında bu çelişki daha görünür hale gelmiştir. Sosyal medya, insanların kendilerini ideal bir şekilde sunmalarına olanak tanırken, gerçek yaşamları ile bu sunum arasında büyük farklar oluşabilmektedir. İnsanlar başkalarına iyi insan olun, doğruyu savunun, empati kurun derken kendi davranışları bu değerlerle örtüşmeyebiliyor. Bu da toplumda güven duygusunun zedelenmesine yol açıyor.

 

Oysa gerçek erdem, konuşmakta değil yaşamaktadır. Bir insanın söylediği ile yaptığı örtüştüğünde, o kişi zaten öğüt vermeye ihtiyaç duymaz; davranışlarıyla örnek olur. Sessiz bir doğruluk, gürültülü nasihatlerden çok daha etkilidir. Bu yüzden atasözünün ima ettiği eleştiri kadar, sunduğu çözümde nettir. Önce kendin ol, sonra söz söyle.

 

Sonuç olarak “Ele verir talkını, kendi yutar salkımı” sözü, insanın kendi içinde ki tutarlılığı sorgulaması için güçlü bir uyarıdır. Toplumun sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için bireylerin söz ve davranış bütünlüğüne sahip olması gerekir. Aksi halde, verilen her öğüt, boşlukta yankılanan bir ses olmaktan öteye geçemez. Gerçek değer ise, söylenenle yapılanın aynı çizgide buluştuğu yerde ortaya çıkar. Bu sebeple güze Türkçe’miz de kullanılan en bilinen, ilk sıralarda yer alan ahlaki ve toplumsal eleştiri atasözlerinden biridir. Ancak ata sözlerinin resmi bir önem sırası veya numerik bir hiyerarşisi yoktur.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.