ÇOCUK İŞÇİ CİNAYETLERİ
ÇOCUK İŞÇİ CİNAYETLERİ
2025 yılında 2 bin 105 işçi, iş cinayeti kurbanı oldu. Aile yılında 94 çocuk 126 dede çalışırken hayatını kaybetti. Son yirmi yıldır ülkemizde ne çocuk çocukluğunu nede yaşlı emekliliğinin tadını süremiyor. Yedi’den yetmişe ekmek kavgası sürüyor. Herkes başının çaresine bakmaya çalışıyor ama olmuyor. Her geçen gün kötüye giden bir ülke ekonomisinde yaşam savaşı vermek kolay değil. İnsanların yüzlerinde gülümsemenin yerini sırıtma aldı. Ulusal basında izliyor ve okuyoruz her gün kavga, dövüş ve cinayet insanlar çıldırmış gibi.
Pandemiden sonra en fazla işçi ölümü yaşandığı 2025 yılı işçiler için kara bir yıl oldu. İSİG (İş güvenliği ve sağlığı idaresi) raporuna göre geçtiğimiz yıl her gün en az 6 işçi iş cinayetine kurban gitti. Ekmek mücadelesi sırasında can veren 2 bin 105 işçi arasında maalesef yine çocuk işçi ve 65 yaş üstündeki işçilerde var. Emekli maaşı yetmediği için çalışmak zorunda bırakılan 126 yaşlı iş kazasında hayatını kaybetti.
Ucuz işçi çocuklar, iktidarın MESEM adını verdiği çıraklık sistemi çocuklara ölüm yuvası haline gelmiş durumda. Okul sırasında olması gerekirken “ucuz işçi” olarak çocukluğu sömürü çarkına sokulan 26’sı 14 yaş altı, 15-17 yaş arası 68 toplamda 94 çocuk işçi hayatını kaybetti. 18-29 yaş arası 382 işçi, 30-49 yaş arası 874 işçi, 50-64 yaş arası 558 işçi, 65 yaş ve üstü 126 işçi hayatını kaybederken yaşı bilinmeyen 71 işçi hayatını kaybetti.
Ülkemizde işçi ölümleri olağanmış gibi davranılıyor. Bile bile gelen bu ölümlere iş kazası diyerek geçiştirilemez. Bu iş kazası ölümlerin belkide basit teknik tedbirlerle önlenilebilir. Fakat her nedense işverenler işçi ölümlerinin önüne geçilebilecek tedbirleri almaktan kaçınmaktadırlar.
18 yaşın altındaki her birey çocuktur. Bu kesinlikle kabul edilmelidir. Hepimiz çocukların yasalarla yada sözleşmelerle kağıt üstünde veya bir mikrofona konuşurken her koşulda yaşama, eğitim alma, oyun oynama gibi haklarının olduğunu söyleriz. Peki gerçekten çocuklara bu haklarını verebiliyormuyuz. Kesinlikle hayır. Fakat şu bilinmelidir, yasaları işletmediğimiz sürece çocuklarımızı asla koruyamayız.
Unıcef: “Çocık işçiliği temel bir çocuk hakkı ihlalidir ve çocukların sağlığı, eğitimi, gelişimi ve refahı için önemli bir tehdittir.” diyor. Ne yazık ki Türkiye’de çocuk işçiliğinin başlıca nedenleri arasında yoksulluk ilk sırada almaktadır. Ayrıca, çocuk işçiliği çocukların çocukluklarını yaşamaktan alıkoyan, saygınlıklarını eksilten, fiziksel ve zihinsel gelişimleri açısından zararlıdır. Daha kötüsü çocuk işçiliği çocukları köleleştirmektedir. İşte bu yüzdem “çocuk işçi olma” sloganını boş bulduğumuz her duvara yazalım. Sosyal algı oluşturalım.