DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 11°C
Gök Gürültülü

ÇIKMAZ SOKAKLAR…

21.01.2020

Eğer sonunda geri dönecekseniz çıkmaz sokakları neden yaparlar ki? Deli midir bu şehir
mimarları? İncecik ve dar bir yokuşun göğsünde gri bir kravat gibi duran kilit taşlı yol, yolun
her iki kenarında birbirine omzunu dayamış tek katlı ve çoğunlukla çivit-kireç badanalı
kerpiç-tuğla evler. Evlerin girişlerinde sümüğü uzamış, sarı kaşlı, çilli çocuklar ve sakızları
burnuna yapışmış kısa saçlı ve tokalı şirin kız çocukları. Evlerin çoğu bakımsız ve sıvaları
dökülüyor. Bizim de yüzlerimizden dökülen; efkâr, umutsuzluk, telaş ve geçim sıkıntısı değil
midir çoğu zamanlar? Sokağın biraz daha ilerisinde; ellerinde plastik kovaları, bidonları ile su
sırasında bekleyen, altı pijamalı, üstü etekli ve sırtında birer örgü yelekleriyle kozmopolit bir
giyim zevkinin hâkim olduğu kadınların çeşme başındaki kavgaları…
-Bana bak sıra benim çekil şuradan söyletme beni
-Takunyamın taktağı, seni gidi ağzına. sç. kaltağı
-Bana bak! Ben senin gibi cahil karı değilim. Hem okurum hem yazarım
Eğer yanına gelirsem fiyakanı bozarım.
Aslında, kadınların saç saça, baş başa kavgalarına aldırmıyorum bile. Hatta çok cazgır bir
kadının diğerine; “akşama sana kocamı yolllaaacam” demesine bile…
Bunlarınki de kavga mı diyorum kendi kendime? Bizim mebuslarımızın meclisinde her
akşam daha güzeli olmuyor mu bu kavgaların. Onun bunun çocuğu gibi sözler. Kollarını
sıvayanlar, pantolonu sıyrılanlar. Aslında yakışıyor da. Ben yakıştırıyorum doğrusu. Çünkü; o
müthiş zekâ, bilgi ve birikimimizle(!) seçmece turfanda karpuzu gibi öyle seçiyoruz k bu
adamları. Büyük usta Aziz Nesin sağ olsa da görse, toplumsal zekâmızın nasıl süründüğünü.
Evlerin sokağa bakan pencerelerinin önüne dizilmiş begonyalar ile kol duvarlarının kâh
önünde ve kâh arkasındaki onbiray güllerinin görkemli güzellikleri ve mahallenin erguvan
ağırlıklı kokusunu çekiyorum nikotin yüklü ciğerlerime. Gülümsüyorum.
Yol, çöl yılanı gibi biraz daha kıvrılıyor ve sokağı boylamasına kesen büyük bir duvar önünde
bitiyor yolculuğum. Duvarın üstündeki yavru kediler kuyruk tutmaca oynuyorlar. O kadar
sevimli ve huzurlu görünüyorlar ki imreniyorum. Keşke kedice bilsem de sokağın öbür
tarafını sorsam onlara…
Sokağın bittiği yerdeyim ve gerçekten bu duvarın arkasını çok merak ediyorum. Siz de merak
etmişsinizdir. Bunu hissediyorum. Ama sonunda gerçeği buluyorum ve bu buluşumun
sevinciyle Arşimet gibi hamamdan çırılçıplak sokağa fırlamak yerine bir gülümsemedir
gidiyor bende. Evet kesin olarak biliyorum artık Bu sokağın ardında bir çıkmaz sokak daha
var.
Bayır aşağı ve geri istikamette yürümekten nefret ederim ama başka yapılacak bir şey de yok
hani. Dönüşte çeşme başında kavga, yerini bir şölene bırakmış. Şarkı söyleyip oyun
oynuyorlar şimdi de. Göbekler atılıyor.
“Ateş yandı sobada
Yalnız kaldık odada
Yine kapı çalındı
Eremedik murada”

Ne güzel diyorum içimden şehrin ana caddelerine çıkarken, yaşamlarımız da birer çıkmaz
sokak değil miydi bu umut tacirlerinin keyif çattığı ülkede?
Oh!
Oh!
Canıma değsin!
Sağdan-soldan!
Salla!
60
70
90
100

Mutlu haftalar sevgili okuyucular
Saygılarımla

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.