19 Temmuz 2026, 01:21:30
Dolar 47,1623
Euro 53,9803
Altın 6.093,03
BİST 13.981,05
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 28°C
Parçalı Bulutlu
Tekirdağ
28°C
Parçalı Bulutlu
Paz 29°C
Pts 30°C
Sal 30°C
Çar 29°C

BİR YANI EKSİK BAYRAM

Bir Yanı Eksik Bayram

Bizim buralarda arife günü çocuklara başka bir isim verilir.

Büyükler onlara “arife çiçekleri” der.

Bayramın müjdecisidir onlar.

Sokaklarda koşturan, kapıların önünde gülüşleri yankılanan çocuklar…

Bir gün sonra kapıları çalıp şeker toplayacak küçük eller.

Bayram sabahına herkesten önce uyanan kalpler.

Bayram biraz da çocukların sevincidir zaten.

Ama insanın kalbi bu yıl aynı yerde durmuyor.

Çünkü dünyanın başka yerlerinde

bayramı bekleyen çocukların sesi kesiliyor.

Henüz bayram sabahına ulaşamadan…

Bir yerde bir çocuk

imsak vaktinde kopardığı ekmeği ağzına götürmeden

ekmeğin üstünde bir sıcaklık hissediyor.

Bir damla.

Sonra bir damla daha…

Ve o çocuk anlıyor.

O sıcak kan

yanında yere düşmüş küçük kardeşinin kanıdır.

İşte o an

ekmek artık sadece ekmek değildir.

Bir çocuğun ekmeğine düşen kardeş kanı

dünyanın bütün sofralarına düşer.

Biz yine bayram sabahı uyanacağız.

Kapılar çalınacak.

Çocuklar şeker toplayacak.

Ama dünyanın başka yerlerinde

çıplak ayaklarıyla bayrama girecek çocuklar var.

Açlıkla bayrama girecek çocuklar…

Ramazan bize nefis terbiyesini öğretir.

İnsanın kendisiyle mücadelesini…

Ama bazen dünya

insanlığı çocuklar üzerinden terbiye eder.

Eskiler bir hikâye anlatır.

Bir köyde kuraklık olmuş.

Toprak susuz kalmış.

Herkes yağmur duasına çıkmış.

Eller açılmış, dualar edilmiş.

Ama günler geçmiş, gökyüzü susmuş.

Yağmur bir türlü yağmamış.

Sonra öğrenmişler ki aynı köyde küçük bir kız çocuğu

ellerini açıp şöyle dua ediyormuş:

“Allah’ım bugün yağmur yağmasın.”

Çünkü bayram için alınmış küçük ayakkabıları varmış.

Islanmasın diye…

Derler ki

onca yağmur duasına rağmen

o gün yağmur yağmamış.

İnsan o hikâyeyi duyunca düşünmeden edemiyor:

Bir çocuğun duası gökyüzünü durdurabiliyorsa

bir çocuğun ahı dünyayı nasıl sarsar?

Bir başka ibret daha anlatılır büyüklerin dilinde.

Bir gün yoksul bir memlekete ilaç yardımı göndermek istemişler.

Koliler hazırlanmış.

Sonra ilaç kutularına bakılmış.

Çoğunun üzerinde aynı cümle yazıyormuş:

“Tok karna alınır.”

Ve o cümle

orada bulunan herkesi susturmuş.

Çünkü bazı memleketlerde

ilaçtan önce bulunması gereken şey

ilaç değildir.

Ekmektir.

Ölen çocukların yeri

Allah’ın rahmetidir.

Ama geride kalanların sessizliği

insanlığın üzerine ağır bir soru bırakır.

Belki bu yüzden bu yıl bayram

biraz daha sessiz olacak.

Ama ben inanıyorum…

Bir gün

ekmeğinin üzerine kardeşinin sıcak kanı düşen o çocuğun

mezarında bir çiçek açacak.

Ve o çiçek

bizim buralarda bayramı müjdeleyen

arife çiçeklerine eşlik edecek.

O gün geldiğinde

belki dünya ilk defa

gerçekten bayram yapacak.

Çünkü insanlık şunu anlayacak:

Bir çocuğun ahı göğe yükseldiğinde

yeryüzünde hiçbir bayram tam değildir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.