DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 24°C
Az Bulutlu

SÜREKLİ YEMEK YEMEYİ KONTROL ALTINA ALIN

30.08.2020

Yiyecek; sevgi ve ilginin en erken sembollerinden biridir. Bebek ile anne arasında beslenme ihtiyacının ötesinde güven, sıcaklık ve duygusal ihtiyaçların karşılanmasını kapsayan ve yaşamın sonraki yıllarında da etkili olan ilişki ile başlamaktadır. Anne bebeğin ağlamalarını, dolayısıyla ihtiyaçlarını anlamak zorundadır. İlk ağlamada açlığın giderilmesi için bebek emzirilir. Meme emmeyle birlikte açlığın yarattığı gerginlik ve öfke gidip yerini doygunluktan bağımsız olarak emmenin yarattığı bir doyuma oluşur. Daha sonraları bebek doyduğu halde parmağını emmeye, emziğini emmeye devam eder. Beslenme artık açlık duyusunun giderilmesi ve organizmanın fizyolojik ihtiyacının karşılanmasına ek olarak hazzın doyumunu da sağlar. Bu ilk dönemlerde başlayan beslenme, güven, sıcaklık, hazzın doyumu ilişkisi yıllar geçtikçe farklı örüntülerde karşımıza çıkar. Bebeği yetiştirenin tutumu da sorunla başa çıkma, kendine güven, duygusal tatminin yeterli olması ve bunların besinle ilişkilendirilmesi konusunda önem kazanmaktadır. Örneğin, doktorda uslu durduğunuz için şekerle, iyi geçen sınavların ardından fast foodla, sebze yediğiniz için tatlıyla ödüllendirilmişliğiniz vardır. Ya da elinde çikolata ile gelen baba ilgi ve sevginin anlamıdır. Tabi yetişkinler açısından bakıldığında da yiyecek olarak ödül hem ucuz hem de bulunabilmesi zahmetsizdir. Çocukluktaki bu ödüller daha sonra davranış paterni olarak yerleşmeye başlar.

Aynı zamanda stresli, kaygılı ya da depresifken yenen yiyecekler fizyolojik ve kimyasal açıdan da mutluluk hormonu olan dopamin seratonin ya da endorfin salgılanmasına yol açar. Sadece bu durum uzun sürmez ve maalesef ki bu yiyecekler problemleri çözmez. Yalnızca belirtileri maskeler.

Görüldüğü gibi beslenmek dünyaya gelir gelmez yapmaya başladığımız ve fizyolojik açıdan basit bir mekanizma gibi görülse de psikososyal açıdan oldukça karmaşık bir durumdur. Dolayısıyla da sadece açlıkla ilgisi yoktur.

Sürekli yemek yeme dürtülerini nasıl kontrol altına alabilirsiniz?

1. Eğer canınız sürek yemek yeme istiyorsa, ancak fiziksel olarak herhangi bir açlık belirtisi yoksa, o anda ne hissettiğinizi anlamaya çalışınız. Eğer canınız sıkılıyorsa, kitap okumayı, arkadaşınıza telefon etmeyi veya o an kendinize uğraşacağınız bir şeyler bulunuz.

2. Gün içerisinde mutlaka 3 ana öğün, 2-3 ara öğün tarzında sağlıklı ve dengeli besleniniz. Öğünler arasında 2-3 saat aralıklı zamanlamalar olsun.

3. Lif bakımından zengin besinler; sebze ve özellikle kabuklu meyveler, kurubaklagiller, tam buğday/çavdar/yulaf ekmeği, ara öğün saatlerinin bir öğününü lif bakımından zengin tam buğdaylı/kepekli biskuviler tercih edebilirsiniz.

Acıkma hissi oluştuğu anda çiğ sebzeleri (salatalık, domates, yeşil yapraklı sebzeler (marul, kereviz, maydanoz vb..) limitsiz, günün herhangi bir saatinde tercih edebilirsiniz

5. Eğer endişeli ve kaygılısıysanız, derin nefes alarak rahatlamayı veya banyo yapmayı deneyiniz. Yemek haricinde kendinizi iyi hissettirecek şeyler bulmaya çalışın.

6. Eğer sırf alışkanlığınız nedeniyle gece yemek yiyorsanız, akşam yemeğinden sonra mutfağı kapatmaya çalışınız. Yemekleri sadece mutfakta saklayın ve akşam yemeğinden sonra mutfağın ve yemek odasının ışıklarını kapayın. Kahvaltıya kadar oraya dönmeme kararı alın ve gecenin kalanını evin başka bir bölümünde geçirin.

7. Yatmadan en az 2-2.5 saat önce atıştırmayı bırakmalısınız. Eğer gerçekten açsanız, gece ara öğünde küçük bir şey atıştırmanın bir sakıncası yok. Biraz meyve, yağsız yoğurt veya düşük kalorili sosa batırılmış sebzeler yemeye çalışın. Yağsız peynir ve bir iki diyet kraker ya da bir avuç beyaz leblebi de açlık duygunuzu yatıştıracaktır. Baharatlı veya kafein içeren maddelerden ve alkolden uzak durmaya çalışın. Olabildiğince hafif yemeye çalışın. Uyku öncesi ağır yemekler sindirimde güçlüğe ve mide yanmasına sebep olurlar. Özellikle gece ara öğününüzde süt ve süt grubundan; süt, ayran, yoğurt gibi süt ürünlerini tercih edip, hem uykunuzun gelmesini sağlamasında hem de üzerine 1 tatlı kaşığı kadar ekleyeceğiniz tarçının kan şekerini de dengelenmesini sağlayacağından dolayı atıştırma isteği olmayacaktır.

8. Eğer işten eve aşırı bir açlık duygusu içersinde dönerseniz, kendinizi bütün gece fazla yemek yemeye hazırlamış olursunuz. Sakın tüm gün aç kalıp, akşam kendinizi ödüllendirme duygusuna kapılmayın. Gün boyunca kısa aralıklarla sık sık yemek yemeye çalışın, idealde kahvaltı en büyük, akşam yemeğiyse en küçük öğün olmalıdır.

9. Eğer bilinçsizce yemek yeme sorunununuz varsa, canınız bir şey atıştırmak istediğinde yaptığınız işi bırakın. Çünkü televizyon seyrederken, bilgisayar başında veya kitap okurken fark etmeden normalden fazla yemeniz çok güçlü bir ihtimaldir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.