KALAN İZLER
KALAN İZLER
Biz kadınların en büyük derdi bence bugün ne pişirsem ?
Hele benim büyük cadım öyle sever ki ev yemeğini öyle de iştahlı ki.Yine klasik bugün ne pişirsem derdindeyken imdada pirinç yetişti. Pilav pişerken aklıma önce İpsala ovası ve Meriç Ergene nehirleri havzalarında üretilen yerli pirinçlerimiz ve o deney geldi. Japon bilim adamı Mesaru Emoto kelimelerin gücünü göstermek amacıyla bir deney yapar. Üç kaba eşit miktarda pirinçleri paylaştırır ve su döker.Kapların birine pozitif, birine negatif sonuncusuna da nötr sözler yazılı etiket yapıştırır.
İki kavanoza bir ay süreyle her gün üzerlerine yazdığı sözcükleri söyler sonuncusuyla hiç ilgilenmez.
Ayın sonunda ilk kanavozdaki pirinçler pozitif sözcüklerin etkisiyle sağlıklı büyürken ikinci kanavozdaki pirinçler negatif sözcüklerle simsiyah olup kokmaya başlarken son pirinçler de küflenir yosun tutarlar.
Geldi yine benimkiler dedim aldım kahvemi kâğıt kalemi ve bir pirinci bile bu kadar etkileyen sözcükler karşımızdaki insanları ne kadar etkiliyor değil mi dedim kendi kendime .
B12mi düşük nedir unutuyorum not alayım dedim.
Biyolojik olarak zihnimizin derinliklerinden doğsada ses tellerimizde şekillenen sözcükler hem yapıcı iyileştirici hem yıkıcı ve zedeleyeci olabiliyorlar. Bazen bir sözü en derinliklerimizde yıllarca unutamadık Bazen de bir sözle yeniden ayağa kalktık değil mi ?
Ağzımızdan çıkan her söz sadece havaya karışıp gitse keşke ama bir yerde iz bırakıyor.
Sokrates in dediği gibi
“Konuş ki seni göreyim”.
Aklıma pilavı görmek geldi.
pilavı göreyim dedim ama benim pirinçleri sözlerim değil ocağın ateşi yakmış.
Bazen bir umut bazende bir yara olan sözcüklerimiz kim olduğumuz hakkında belkide çok şey anlatıyordur.