BU MUDUR HALKI İÇİNE ÇEKTİĞİNİZ GİRDAP, AHLAKLI SİYASET?
BU MUDUR HALKI İÇİNE ÇEKTİĞİNİZ GİRDAP, AHLAKLI SİYASET?
Son günlerde CHP’de yaşanan tartışmaları izlerken bir vatandaş olarak içimden tek bir soru geçiyor:
Bu mudur halkı içine çektiğiniz girdap?
Mahkeme kararları, liderlik kavgaları, karşılıklı suçlamalar, il ve ilçe örgütlerinden yükselen sert açıklamalar, sosyal medyaya taşan hakaretler, birbirini itibarsızlaştırma çabaları…
Peki bütün bunların arasında vatandaş nerede?
Geçim sıkıntısıyla mücadele eden insanlar nerede?
Gelecek kaygısı taşıyan gençler nerede?
Emekliler, işçiler, çiftçiler, öğrenciler nerede?
Türkiye’nin sorunları nerede?
Siyasetin amacı millete hizmet etmekken, bugün siyaset sahnesinde gördüğümüz şey maalesef hizmet yarışı değil; güç savaşıdır.
Üstelik bu savaş sadece il ve ilçe başkanlıklarında yaşanmıyor. En tepeden en aşağıya kadar uzanan bir gerilim dili, bir kutuplaşma dili ve bir tahammülsüzlük hali gözler önüne seriliyor.
Herkes birbirine hesap soruyor.
Ama kimse dönüp halka hesap vermiyor.
İşte asıl sorun budur.
Demokrasi; farklı fikirlerin yarışmasıdır. Hakaretlerin yarışması değil.
Siyaset; çözüm üretme sanatıdır. Rakibini yok etme sanatı değil.
Bugün yaşanan tabloya baktığımızda üzülerek görüyoruz ki siyaset kurumu giderek kendi içine kapanan, kendi kavgasına gömülen ve milletten uzaklaşan bir görüntü vermektedir.
Üstelik bu eleştiri sadece CHP için değildir.
Bugün CHP’de gördüğümüz bu tablo yarın başka bir partide yaşansa yine aynı şeyi söyleriz.
Çünkü mesele parti meselesi değildir.
Mesele siyasi ahlak meselesidir.
Mesele siyaset dilinin giderek sertleşmesi, nezaketin kaybolması ve topluma örnek olması gereken insanların tam tersine toplumu geren bir görüntü ortaya koymasıdır.
Bir vatandaş olarak soruyorum:
Birbirine bu kadar ağır sözler söyleyenler, yarın bu ülkeye birlik ve beraberliği nasıl anlatacak?
Kendi içinde uzlaşamayanlar, toplumsal uzlaşmayı nasıl sağlayacak?
Kendi arkadaşına tahammül edemeyenler, milyonlarca farklı görüşe nasıl tahammül edecek?
Bu soruların cevabını millet bekliyor.
Ve evet, birilerinin hesap vermesi gerekiyor.
Ama bu hesap hakaretle değil, milletin vicdanı önünde verilmelidir.
Birilerinin çıkıp “Durun!” demesi gerekiyor.
Çünkü siyaset kurumunun itibarı hepimizin ortak değeridir.
Biz bu ülkenin insanları olarak bu çirkin dili reddediyoruz.
Bu öfkeyi reddediyoruz.
Bu kutuplaştırıcı anlayışı reddediyoruz.
Bu seviyesizleşmeyi reddediyoruz.
Siyasetçilerden kavga değil çözüm, hakaret değil saygı, ayrıştırma değil birleştirme bekliyoruz.
Artık herkes dönüp aynaya bakmalıdır.
Çünkü milletin sabrı, siyasi hesaplaşmaların gölgesinde tüketilecek kadar değersiz değildir.
Ve hiç kimse unutmasın:
Halkın umudunu tüketen her siyasi kavga, hangi partide yaşanırsa yaşansın, kaybedeni sadece o parti değil, Türkiye olur.