Dolar 32,1929
Euro 34,9099
Altın 2.492,16
BİST 10.889,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 23°C
Hafif Yağmurlu
Tekirdağ
23°C
Hafif Yağmurlu
Per 25°C
Cum 25°C
Cts 23°C
Paz 21°C

ÖNLÜK DEĞİL, ÖZLÜK HAKLARI

ÖNLÜK DEĞİL, ÖZLÜK HAKLARI

ÖNLÜK DEĞİL ÖZLÜK HAKLARI

2023-2024 Eğitim-öğretim yılının ikinci dönemi Türkiye’de eğitimin karşı karşıya olduğu ve geçtiğimiz yıllar içinde birikerek büyüyen sorunlarının gölgesinde açılmaktadır. Özellikle son birkaç yıldır derinleşen ekonomik kriz sonucunda artan fiyatlar okul masraflarını ciddi oranda arttırmış, çocuk okutan ailelerin bütçelerini derinden sarsmaya başlamıştır. Ekonomik kriz ve hayat pahalılığı, gıda fiyatlarının yükselmesi, kırtasiye ve katlanan okul fiyatları nedeniyle aileler, çocuklarının temel ihtiyaçlarını karşılamakta ciddi anlamda zorlanmaktadır. Seçim sonrasında peş peşe gelen zamlarla birlikte veliler, çocuklarına günlük harçlık vermekte zorlanmanın yanı sıra beslenme çantalarını dahi dolduramama korkusu yaşamaktadır.
Türkiye, OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda ilk sıradadır. Son dönemde çok hızlı artan yoksullaşma Türkiye’de önce en hassas durumdaki çocukları vurmuştur. Türkiye’de bugün her 5 çocuktan biri derin yoksulluk sorunları ile yüzleşmekte, yeterli ve besleyici gıdaya ulaşamamaktadır. PİSA 2023 verilerine göre Türkiye’de her 100 çocuktan 20 si yeterli parası olmadığı için haftada bir gün okulda yemek yiyemediğini söylemektedir. Ekonomik sorunlar eğitimi bu kadar derinden etkilerken Millî Eğitim Bakanlığının öncelikli gündeminde ise öğrencilerin okul masrafları ve beslenme sorunları değil, İmam Hatip okullarını evrensel alternatif bir model olarak bütün insanlığın hizmetine sunmak, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında okullarda ‘manevi danışman’ sıfatıyla imam ve vaiz görevlendirilmesi gibi politika ve uygulamalar bulunmaktadır.
Hatay ve Maraş merkezli 6 Şubat depreminin üzerinden geçen bu bir yıllık süreçte halen yüzlerce okul depreme hazırlıksız bir şekilde eğitime devam etmektedir. 6 Şubat depremi olmasaydı Çorlu ilçemizde birçok okul güçlendirme ihtiyacı olmasına rağmen açılacakken deprem sonrası bu okulları ani ve hazırlıksız bir kararla yakınındaki okullarla birleştirilmiş ve bu okullar ikili öğretime dönmüştür. Buradan görüldüğü üzere yetkililer “bir şey olmaz” düşüncesiyle hareket etmekte ve gerekli önemleri almamakta, planlamaları yapmamaktadır. Tekirdağ’da onlarca okul, yüzlerce öğretmen ve binlerce öğrenci ikili öğretim denen garabetle karşı karşıyadır. Çocuklarımız işte böyle bir zihniyetin hazırladığı okullarda okumaktadır. İlimizde derhal yeterli ve tam donanımlı okullar yapılarak bu niteliksiz sistemden uzaklaşılmalıdır.
Okullarımızın temizliği ve güvenliği okul-aile birliklerinin üzerine bırakılmıştır. Okullarda yeterli sayıda hizmetli ve güvenlik görevlisi kadrolu şekilde istihdam edilmesi gerekirken her yıl İŞKUR üzerinden güvencesiz ve düşük ücretle çalıştırılan yetersiz sayıda personel görevlendirilmekte ve okullar, okul-aile birlikleri üzerinden görevli çalıştırmak zorunda bırakılmaktadır.
Ülkemizde on binlerce öğretmen ihtiyacı varken 90 bin öğretmen ek ders karşılığında yani bilinen adıyla “ücretli öğretmen” olarak çalıştırılmaktadır. Bu 90 bin öğretmenimizin neredeyse tamamı asgari ücretin altında çalışmaktadır. Haftada girebileceği en fazla ders saatinde bile derse girse bir ücretli öğretmenin maaşı asgari ücretin altında kalmaktadır. Kadrolu öğretmenler ise neredeyse bir kahve ücretinde bir ek derse mecbur bırakılmıştır. İktidar öğretmenin ek dersini yükseltmemek için haziran ayı maaş artışını seyyanen zam şeklinde yaparak ülkemizde görev yapan 974 bin öğretmeni mağdur etmiştir.
Özel okullar, ülkemizde çok sayıda ataması yapılmamış öğretmen olmasını fırsat bilerek öğretmenlerinin büyük çoğunluğuna asgari ücret önermekte ve buna mecbur bırakmaktadır. Özel okul yöneticileri, zam talep eden öğretmenlerle en kısa sürede yollarını ayırmakta ve kendisine “işsiz bırakılmış öğretmenler ordusundan” asgari ücretle çalışacak yeni öğretmen seçmektedir. Öğretmenlik, hangi kurumda yapılırsa yapılsın nitelik gerektiren bir iştir ve asgari ücret ile ücretlendirilmeyi hak etmemektedir.
Eğitimin niteliği her geçen gün düşerken, öğrenciler yeterli besleme sorunu yaşarken, öğretmenler düşük ücret ve özlük hakları sorunlarının çözülmesini beklerken MEB yeni eğitim- öğretim döneminde beyaz önlük dağıtarak eğitimdeki karanlığı örtmeye çalışmaktadır. Eğitimdeki tek tipleştirmeyi pekiştiren ve bilhassa kadın öğretmenlerin kıyafetlerini kontrol altına almaya çalışan bu uygulamayı reddediyoruz. Buradan sayın bakana sesleniyoruz. “Sayın bakan, öğretmenlerin beyaz önlüğe ihtiyacı yok. Öğretmenlerin, okullarında ücretsiz bir öğün sıcak yemek sunulmuş, karnı tok, sırtı pek, gözleri gülen öğrencilere ihtiyacı var. Öğretmenlerin beyaz önlüğe değil; güvenceli, kadrolu, eşit işe eşit ücret ilkesinin uygulandığı, liyakatin esas olduğu bir çalışma yaşamına, insan onuruna yaraşır ücrete ihtiyacı var. Sayın bakan, ülkemiz eğitim tarihine öğretmenlere beyaz önlük dağıtan bakan olarak değil, eğitim sisteminin yapısal sorunlarına dair köklü çözümler için sahici adımlar atan bir milli eğitim bakanı olarak geçebilirsiniz. Bu tercih, bu imkan sizin. Bize iktidarlar saygınlık ve değer kazandıramaz, bahşedemez. Biz ancak öğrencilerimize, velilerimize ve okullarımıza sahip çıkarak, mesleğimizi en iyi şekilde icra ederek, laik, demokratik, bilimsel ve kamusal eğitimi savunarak, her koşulda çocuklarımızın üstün yararını gözeterek kendi saygınlığımızı kendimiz tesis edebilir, kazanabiliriz. Yaşadığımız tüm sorunların çözümü bizim elimizdedir. Bizlere dayattığınız önlüklere harcayacağınız parayı, okulların kırık camları, hijyen sorunları ya da öğrencilerimizin beslenme sorunlarını çözmek için kullanın! Elinizdeki bütçeyi kişisel takıntılarınız için değil, okul kantinlerinde bir tost dahi alamayan çocuklarımız için kullanın! Öğretmenleri önlük dayatmasına teşvik edeceğinize, öğrencilerimizi nitelikli, depreme dayanıklı, pırıl pırıl okullara teşvik edin!”
Eğitim Sen olarak, yıllardır sürdürdüğümüz özgür kılık kıyafet eylemimize devam ettiğimizi hatırlatıyor, öğretmenleri beden ölçülerini vermemeye ve önlük dayatmasına karşı emeğini ve haklarını savunmaya davet ediyoruz. Biliyoruz, bu tek tipçi dayatmayı hep birlikte boşa çıkarabiliriz.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.