DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 15°C
Parçalı Bulutlu

KARNE GÜNÜ HEYECANI MI ? ÇİLESİ Mi ? ( Uzman Psikolog N.Duygu İÇMELİ )

KARNE GÜNÜ HEYECANI MI ? ÇİLESİ Mi ? ( Uzman Psikolog N.Duygu İÇMELİ )
19.01.2020

Uzm.Psikolog

Aile Danışmanı

N.Duygu İÇMELİ     

 

Çocuk, kafasının içi bilgiyle doldurulacak bir kap değildir,

istediğinde açmasına yardım edilecek

narin bir çiçektir.” Noam Chomsky

Kısa bir süre sonra çocuklar tatile girecekler; tabi bütün bir dönem nasıl geçti? Ne yaptılar? Öğreneceğiz; yani karnelerini alacaklar…

Bir çocuğun en mutlu günüdür aslında karne aldığı gün ancak son yıllarda düşük not getirme endişesiyle bu tam bir işkenceye dönüşüyor. Hem aile hem de çocuk için karne almak bir stres kaynağı haline geldi. Bu sebepten ötürü artan intihar olaylarının da sayısı cabası.

Karne almaktan dolayı yaşanan stres, ailelerin çocuklarını cezalandıracak olması ya da onlara kendilerini yetersiz ya da başarısız hissettirmesi çocuğun bütün okul hayatına yansıyan bir süreci başlatır. Çocuk önce derslerden, sonra da okuldan gittikçe soğuyabilir. İşte tam o sırada bir şey olur (her şeyin başlangıcı, kırılma noktası) ;

 

Biz yetişkinlerin bile hayatımızın her döneminde kullandığımız o meşhur “savunma mekanizmaları” devreye girer. Çocuk “-Ya başarılı olamazsam?” kaygısıyla derslerini olduğu gibi reddeder, onlar hiç yokmuş gibi davranır ve zaten çalışmazsa öyle başarılı olma ya da olmama gibi bir durumu kendiliğinden ortadan kalkacak ve sorunu kökünden çözmüş olacaktır. Yani öyle varsayacaktır. İşte çocuklarımızın girdiği döngüde tam olarak bu’dur, ve bunu körükleyen de görüldüğü üzere anne ve babaların korkutucu, suçlayıcı ve tehdit edici tavırlarıdır.

  • Ailelerin özellikle karne haftası içinde çocuklarıyla karne konusunda olumlu konuşmaları hatta karnedeki kırık notlardan dolayı kendisini üzmemesini, hiçbir şekilde kızmayacaklarını ifade etmelidirler (Tabi bunu bütün bir dönem boyunca çocuğa da hissettirmeli, başta kendi inanmadığı bir şeyi çocuklarına asla söylememelidir.).
  • Kesinlikle korkutucu, suçlayıcı veya tehdit edici konuşmalar yapılmamalıdır.
  • Karneyi almadan önce çocuklara bazı güvenceler verilmelidir. Çocuk bu konuda ailesinden zarar görmeyeceğini veya baskı altında tutulmayacağını bilmelidir.

Bu tarz öğütleri ne zaman versem, ne zaman böyle telkinlerde bulunsam ilerleyen zamanlarda şu tarz uygulama sorunlarıyla da karşılaştım;

Aile, çocuk zayıf getirdiğinde hiçbir şey olmamış gibi davranarak çocuğa herhangi bir söylemde bulunmamış ya da boşver, bir sonraki yıl düzeltirsin gibi cümleler kurmuş, her şey normalmiş gibi davranarak her istediğini yapmış, dahası bu zayıflar karşısında hiçbir şey de yapmamıştır. Neden böyle olduğunu çocuğuyla konuşmamış, kendini sorgulamamış buna bir çare aramamıştır.

Bahsetmek istediğim çocuğa olumsuz bir tavırla gitmemek ama anne-baba olarak olumlu bir tavır da sergileyebilmek aslında…..

 

Anne Baba olarak yapılması gereken en önemli ve birincil davranış;

“Ben nerede hata yaptım”,

“Çocuğumla yeteri kadar ilgilenebildim mi”?,

“Ona gereken desteği verebildim mi”?,

“Onun için uygun ortam hazırlayabildim mi”? gibi sorgulamalarınız olacaktır.

Bunun yanında her ne olursa olsun her koşulda ve her zaman onların yanında olduğunuzu belirtmeniz ve hissettirmeniz gerekmektedir.

Sonrasında;

  • Karne iyi gelirse ona bir şeyler almayı vadetmiş olabilirsiniz; ancak almamanız gerekiyor onun yerine güzel bir yemeğe gidin ve beraberce halledeceğinizi konuşun, ona güvendiğinizi söyleyin
  • Pahalı hediyeler almak yerine bir ders programı çizelgesi, test kitabı ve istediği bir kitabı alın
  • Beraber sinemaya gidin
  • Karne gününü dışarıda beraber geçirin, güzel bir tatlı yemeğe gidin (durum her ne olursa olsun)
  • Ona hissettiklerin ve düşündüklerini sorun
  • Tatili verimli geçirmek adına eğer yapabiliyorsanız çocuğunuzu da beraberinizde iş yerinize götürün / sorumluluk verin, bir şeyler yapabildiğini görsün, takdir edin
  • Onu sevdiğinizi söyleyin
  • Başka çocuklarla / akrabalarla kıyaslamayın
  • Kendi öğrenme şekillerinizi ona kabul ettirmeye çalışmayın, ona göre doğruyu bulun
  • İnternet sınırlaması getirin

Nasıl ki karnelerinde yüksek notlar getirdiğinde başarısını övüyorsak, gururlanıyorsak, düşük not getirdiklerinde de yanında olmalıyız ve umut vermeliyiz. Hatta asıl o zaman yanlarında olup onları yüreklendirip başarılı olabilmesi için desteklerimizi arttırmalıyız. Çünkü o zaman bize daha çok ihtiyaçları olacaktır. Unutmayalım ki çoğu zaman karnelerindeki düşük notların nedeni, uygun imkân ve şartların olmaması, yeterli desteğin verilmemesiyle ilişkilidir.

Bu cümlemden sonra bazı ebeveynlerin içlerinden geçeni duyar gibiyim; “Biz onlar için her şeyi yapıyoruz. Her istediği kitap, defter, kalem önünde. Özel okula da gidiyor, özel derste alıyor. Daha ne yapalım?”

Birlikte tekrar düşünelim; çocuğunuzun algısını ya da başarısını güzel kaplı bir defter, pahalı bir kalem ya da çok kalın bir kitap sağlamaz bunlar çocuğunuza verdiğiniz küçük aracılardır. Gelelim özel okul ve özel derse; Çocuklarınıza uygun öğrenme metodunu sağlayamıyor, öğrenme stiline göre ders çalışmasını öğretemiyor, bir ders programını kendisinin yapmasını sağlayamıyor, odasında uygun ortamı yaratamıyor ya da evde ders çalışması için ona yardımcı olamıyorsanız (ki bu da ödevleri onun yerine yapmak demek değil.) maalesef çocuk o kadar sorumluluk içerisinde kayboluyor.

Her çocuk birbirinden farklı hızlarda, farklı şekillerde yani metotlarda öğrenir. Bu nedenle okuyarak, yazarak, anlatarak ya da dinleyerek mi çalışacak bunu beraberce keşfetmeniz gerekmektedir.

Karne almadan önce; çocuğun okul hayatının başladığı o ilk EYLÜL ayından itibaren bu çabayı beraber göstermeniz ve tabi branş ve rehber öğretmenlerinden destek almanız gerekmektedir.

Düşük notlar getirdiğinde ya da bunları karnede gördüğünüzde yapılması gereken, çocuğun okuldaki başarısızlığının nedenlerinin araştırılması ve çözüm yolları için çaba gösterilmesidir. Bu çaba okul, aile ve çocuk üçgeni içerisinde olmalıdır.

Karne aslında bir başarı ya da zeka göstergesi değil, uyarı belgesidir. Neyin ters gittiğini bize gösterir. Tüm dünya da başarılı olan insanlara baktığımızda çok iyi notlar ya da karneler getirdiğini görmüyoruz. Dolayısıyla “Çocuğum zeki ama çalışmıyor!” cümlesinin arkasına sığınmak yerine artık şu cümleyi kuralım ve harekete geçelim “Çocuğum nasıl ders çalışması gerektiğini bilmiyor!,”

Son olarak; Ailenizde travmatik bir olay (ölüm, boşanma, taşınma, yeni kardeş doğumu…) yoksa çocuğunuzun başarısız olma nedeni neyi nasıl yapacağını bilememesidir. Eğer travmatik bir olay varsa mutlaka bir psikologdan destek almanız gerekmektedir.

Bazen sadece anne babanın çocuğuyla yeterli ve kaliteli zaman geçirmemesi, ona sevgilerini göstermemesi veya evdeki ya da arkadaşları arasındaki sorunlardan dolayı dikkat çekmek istemesi nedeniyle bu tarz davranışlar sergiliyor olabilmektedir.

Çocuklarımız, bizim emanetimiz ve geleceğimizin de emanetçileridir.

Her çocuk özeldir filmini şiddetle tavsiye ediyorum, her çocuğun her şart ve durumda öğrenebileceğinin en güzel kanıtıdır…

Çocuklarınızın her birinin birbirinden farklı ama hepsinin bir değer olduğunu hatırlamanız dileklerimle…

 

 

 İnsan bir ağaç gibidir.

Kiraz vermiyor diye İncir ağacını azarladığın oldu mu hiç?

Herkes kendi yolunu izler…” Nikos Kazancakis”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.