DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 23°C
Parçalı Bulutlu

GELECEK PARTİSİ’NDEN KÖY ENSTİTÜSÜ ÇAĞRISI

GELECEK PARTİSİ’NDEN KÖY ENSTİTÜSÜ ÇAĞRISI
06.02.2022

GELECEK PARTİSİ’NDEN KÖY ENSTİTÜSÜ ÇAĞRISI: BU TARİH BİZİM TARİHİMİZ,
YOKLUĞA MAHKUM ETMEYİN!
Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Selçuk Özdağ, “Hasanoğlan
Köy Enstitüsü’nün tarihi ve kültürel birikimlerinin gelecek kuşaklara aktarılması
için müze yapılması teklifi” konulu basın açıklaması için Elmadağ’ın Hasanoğlan
Mahallesine gitti.

Gelecek Partisi Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler’den Sorumlu Genel Başkan
Yardımcısı Doç. Dr. Selçuk Özdağ’a, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı
Feramuz Üstün, Ankara İl Başkanı Gülnur Hayran Özkaya ve yönetimi, Elmadağ
İlçe Başkanı Mustafa Şimşek ve yönetimi, Mamak ilçe teşkilatı, ayrıca Sivil
Toplum ve Halkla İlişkiler Başkan Yardımcıları Hakverdi Altuğ, Mehmet Erman,
Yalçın Özdemir, Levent Aslan ve partililer eşlik etti.
Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün tarihsel değeri ve önemine değinen Özdağ,
burada yaptığı açıklamada, Enstitü restorasyonunun önce Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanlığına verilip ardından iptal edilmesine dikkat çekti ve ilgili
makamlara çağrıda bulundu.

Özdağ, Enstitüyü şöyle anlattı: “Bugün 1941 yılından 1947 yılına kadar faaliyette
bulunan Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün bulunduğu yerdeyiz. 1947 yılında
kapatıldıktan sonra İlk Öğretmen Okulu olarak faaliyetine devam etti ve
buralardan çok değerli öğretmenler çıktı. Buradan çıkan öğretmenler
Anadolu’yu aydınlatanlardı, Türkiye’nin her yerinde Köy Enstitüleri açıldı, benim
merhum babam da buradan mezundu. Aydın Ortak’larda, Manisa Demirci ‘de,
Ankara Hasanoğlan’da, Eskişehir’de ve Türkiye’nin 21 yerinde bu tür köy
enstitüleri açılarak, çocuklar ilkokul, ortaokul ve liseyi bitirdi ve Anadolu’ya
öğretmen olarak yayıldılar. Öğretmenlik yaparken bu insanlar bir yandan
sıhhiyeciliği öğrendiler, insanlara aşı vurdular, tedavilerini yaptılar, bir yandan
ağaç nasıl aşılanır bunu öğrenip yaptılar, bir diğer yandan el sanatları üzerine
eğitimler alıp sanat ürettiler, hayvancılık üzerine, tarım üzerine bilgiler aldılar,
planörlükle ilgilendiler, makinistlik eğitimleri aldılar, müzik eğitimleri aldılar,
kısaca Köy Enstitülerinde çok yönlü bir şekilde yetiştiler.
Burası 1947 yılında kapatıldı fakat eğitim faaliyeti isim değiştirerek devam etti.
Bu tarih bizim tarihimiz. 5 bin yıllık tarih bizim tarihimiz. Anadolu’ya geldiğimiz
960’lı yıllardan Hasan El Harakani ile Kars’tan girdiğimiz 1000 yıllık Anadolu

tarihinde, mükemmele yakın yaptığımız işler olmuştur ama zaman zaman hiçbir
şeyin mükemmel olmadığı da olmuştur. Cumhuriyet kurulduktan sonraki bu
tarih bizim tarihimiz. Geçen gün Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş son
Başbakan’ı ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Sayın Ahmet Davutoğlu ile
buraya geldiğimizde, 30 bine yakın kitabın, müze içerisinde atıl durduğunu ve
adeta yokluğa mahkum edildiğini gözlemledik. Buralarda tarımı, arıcılığı,
hayvancılığı öğrenirken, aşıyı öğrenirken, marangozluğu öğrenirken kullandıkları
materyalleri gördük, matbaa malzemelerini gördük ama kendi haline bırakılmış
burası. Ben bir Sosyal Bilimciyim, eğitimciyim, üniversite hocasıyım, 3 dönem
milletvekilliği yaptım. Buralar bizim gelecek kuşaklara aktaracağımız
tarihi/kültürel miraslarımız.”
ÖZDAĞ, BAKANLIĞA VE CUMHURBAŞKANINA SESLENDİ
Konuşmasının devamında Köy Enstitüsünün restore işlerinin önce Ankara
Büyükşehir Belediyesine verildiğini ancak ardından ‘siyasileştirilerek’ iptal
edildiğini belirten Özdağ, Milli Eğitim Bakanlığına ve Cumhurbaşkanlığına şöyle
seslendi: “28 Eylül 2020 tarihinde Ankara Büyük Şehir Belediyesi, Milli Eğitim
Bakanlığı’na bir yazı yazarak buradaki müzenin, amfi tiyatronun aynı zamanda
müzik okulunun, tarihi ve kültürel malzemelerin gelecek kuşaklara aktarılması
için restore etmek istediğini bildirmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan restoreye
ilişkin onay istemiştir. 11 Kasım 2020’de Büyükşehir Belediyesi tarafından
yapılacak olan tadilat, tamirat, onarım işlemleri için Ankara Valiliği, İl Milli
Eğitim Müdürlüğüne bilgi verilmesi kaydı ile Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne
izin vermiştir. İzin sonrası Belediye çalışmalara başlamıştır ancak 30 Nisan’da
Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne verilen restorasyon izni Milli Eğitim Bakanlığı
İnşaat ve Emlak Genel Müdürlüğü’nün yazısı ile iptal edilmiştir. Bakanlık iptale
gerekçe olarak ise ‘Bakanlığın korunması gereken binalara ilişkin restorasyon
işlerinin Bakanlıkça planlanmasının daha uygun olacağı’ gösterilmiştir. Bakanlık
niçin önce izin vermiş ve izni daha sonra iptal etmiştir?
Bir devlet adamlığı nosyonu bunu gerektirmez! Milli Eğitim Bakanlığı; bir şeye
imza atıyorsan eğer o imzanın arkasında duracaksın. Ya o imzayı atmayacaksın,
atmışsan da iptal etmeyeceksin. 20 gün sonrasını 3 ay sonrasını göremiyorsanız
siz kusura bakmayın bürokrat bile değilsiniz demektir, bırakın siyasetçi olmayı
bakanlık yapmayı!
Mesele şu veya bu partili olmak değil. Bu Ankara Büyükşehir Belediye
Başkanlığını X parti ile kazanmış biri olabilir ama şuan Ankara’nın Belediye

Başkanıdır. Sizler de X parti adına gelir hükümet olursunuz ama tüm Türkiye’nin
hükümetliğini yaparsınız.
Bugün burada amfi tiyatroyu, müzik okulunu ve müzeyi gezdik. Hasanoğlan Köy
Enstitüsünün bütün yapılarının tahrip edilmek üzere olduğunu, yok olmak üzere
olduğunu gözlemledik. O tarihteki eğitimi o veya şu nedenle eleştirebilirsiniz
ama bu eleştiriyi pedagoglar yapar, eğitimciler yapar, tarihçiler yapar. Maalesef
gördüğümüz şu ki burası ile ilgili değerlendirmeyi siyasetçiler yapmak istiyor,
yapmayın! Osmanlı ve Selçuklu ne kadar bizimse Cumhuriyet o kadar bizim!
Ben buradan Milli Eğitim Bakanına, Sayın Cumhurbaşkanına sesleniyorum: Milli
Eğitim Bakanı, Ankara Valisi, Sayın Cumhurbaşkanı lütfen Mansur Yavaş’ın izin
talebini yeniden değerlendirin. Büyükşehir Belediyesi burayı projelendirsin,
restore etsin ve gelecek kuşaklara bir kültür varlığı mirası olarak bıraksın. Burası
bizim tarihimiz diyerek siz yapıp övünün burası ile. Ama eğer buranın
restorasyon işini Sayın Mansur Yavaş’a vermiyorsanız, iptal ettiyseniz siz yapın!
Lütfen burayı yokluğa mahkum etmeyin. Yıkmayın… Buradaki tablolar bizim
tablolarımız, kitaplar bizim kitaplarımız. Orada Fatih’in tablosu var. Buraya
zaman zaman hırsızlar giriyor, malzemeler çalınıyor hala bir envanter arşivi yok
buranın.
Cumhuriyetin 100. yılına giderken; Sayın Cumhurbaşkanı, derhal bir talimat
verin, Milli Eğitim Bakanlığı; yarından tezi yok burayla ilgili projelendirme
çalışmalarına başlasın. Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu burayı bir kültür varlığı
olarak değerlendirmiş, tescillemişse burayı gelecek kuşaklara aktarmak da
hepimizin görevidir.
Gelecek Partisi olarak her 2 ayda bir buraya gelerek bu konunun takipçisi
olacak, Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün önünde konuya ilişkin basın açıklaması
yapacağımızı tüm Türkiye’ye bildiriyoruz! Görevimizi yapmaya devam
edeceğiz.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.